Saffet Murat Tura-Freud-dan Lacan-A Psikanaliz

488 

Loading.... (view fulltext now)

Loading....

Loading....

Loading....

Loading....

Full text

(1)
(2)
(3)

Aynnlı: 12 Inceteme dnİsi: 5 Freud'dan Lacan'a Psikanalİz SaffetMuratTura Yayıma hazırlayan Murat Kocadağtı Kspakresmi. Rent Magritte, Les

liaisons dangereuses Kapak duzeni Arslan Kohramafi Dilzehi Saü Kmhrmak Basıma bazırlık R™kYapımevİ(G2I2)5!694IS

Baskı »e cilt Mart Matbaacılık Sanatlan Ud, Sti, (0 2 J2) 2/2 013940

Birinci basım ftoiro* 1989 llitıci basıro A/afi/996 ISBN 9755391191

(4)

AYRINTIYAYLNLARI Piyer Loti Cad. 17/2 34400 Çcmbcrlüaslsunbnl Tcl: (0 212) 518 7619 Faı: (0212) 516 45 77

(5)

Saffet Murat Tura

FREUD'DAN LACAN'A

PSİKANALİZ

(6)

İNCELEME DİZİSİ

ŞENÜKLİ T0PLUM.1van Hkttt basmtf YÇşiL POÜTtiVvJanathon Porm. baam^UARKS. FREUD VE GÖNLÜK HAYATIN ELEŞTİRİSİ BnjCO BtOvrfİ basnn M KADİNLIK ARZULABI Günürrüzdö Kadın Cln M^/RosaSnd Cow/tf3 basım^FREUOTJAN LACAN'A PSİKANALİZ/SaSflı Uorat fVa Z.bam Jaf NASILSOSYALİZM?HANGİ YEŞİL?NE İÇİN SANAYİ?:fltxWSafVtfTuKeflri ** ANTROPOLOJİK AÇIDAN ŞİDOET/Dar. Oavtf RcftestfELEŞTİREL AİLE KURAMlMar* Postat^f İKİBJME DOGRU' Raymond VtiUams jaf DEMOKRASİ ARAYlŞtfJOA KENT/Küfal Bumfo Jaf YARINSanayi Topljmu Yc* Aytv rmnda EJesjri « Getçek ÜMpya/floüe/f Maemann *f DEVLETE KABŞI TOPLUM/ft*ra Cttsl/flsB'RUSYA'DA SOVYETIER {19051921 yOstetf Aimtm^f BOLŞEVİKLER VE tŞÇİ DENETİMı1917den 1921'e Devlet vo Kar}i DovrirrvMaunce SWW>? jat EDESİYAT KURAMVTeny Eaç&ünjıf İKİ FARKU SİYASET/LevOfll KO** ■' ÖZGÜR EGİTİM'Joef Sprfftf ■/ EZİLENLERİN PEDAGOJİSvPaofo Frer«2 basm .*' SANAYİSONRASI OTOPYALARBtfk FrankeİJaf tŞKENCEYİ DURDURUNlhsan Hakları vo MaıV5İznV7ane' Akcam jaf ZORUNLU EGtTİUf HAYIRveâtfeftıe Baket/2. bastm Jaf SESSİZ YKilNLARlN GÖLGESİNDE YA DA TOPLUMSALIN SONU/Joan BavOaiat&TijkeKt *( ÖZGÜR BİR TOPLUMOA BillM/ Paul FeyotabendJsfVMty SAVAŞÇININ MUTSUZLUGUSiyasal Af.ircpo'o. Araşlım»!an.'W*f/B CtolrssjrfCEHENNEME ÖVGÜGünrfcHK Hayaca To^arUnv'öJnöÜ: Vas&M. oaam^AGlR ÇEKİM Dtbişoc Ert*eyWerTJeğ3«n EfheWer.'tvrvw Srça' uaf CİNSEL ŞİDOET YasayaniafirvYasalafilann Aıriaömfarıyta'Aibartcı GoöomiM ALTERNATİF TEKNOLOjtTeknik DegTimenin Potok BoyuHan'Datırf Dfc*sone/ATEŞ VE GÜNEŞPIaton Sanaicılan rocln Dısiadı?'fhs Mordocri *tOTORİTE/fticna'd Sflfl<Wf^TOTALİTARfZM/S*™n rorrneyuB'ISLAMIN BİÜNÇALTKDA KADW FoVa Ayt Saboart?. basma/MEDYA VE OEMOKRASl/Aıfyı toantf?. banmj/çOCUK HAKLARI/Oe/: ft« F/a<tf*l*f ÇOKOŞTEN SONRASosyaMmln Getteedi/Def: ROÜMİ OacAAum ir* DÜNYANtN BATHJLASMASIGazerjBnimüJi BüöoekJesmesinİn AnlarH, Ünemi ve Sorunlan Üsttrte Bif Deneme/Ser£» Lafoucho jaf TÜRKİYE'NİN BATİLILAŞTlRlLMAStCtnglt muaf SINiRURI YKMAKFerraıisI. YesJ Bf SoqrM* me Doğfu/Mary Maftya/KAPITALİZM. SOSYALİZM. EKOLOJİYöne^m BoruWuk!aı/ Afay.şlar/A«*8 Goree/AVRUPAMERKEZCİLİKBr tdeolo>ün EkvsHmi/Sar'tfr AmAı^AHLAK VE MOOERNÜK.Ross PoobJaf GÖNOELİK HAYAT KlLAVUZU&s*ı Vfiüs jaf SfVil TOPLUM VE DEVLET Avrupa'oa Yert Yattaçımlar/De/: Jorvı fYe*M ■' TELEVİZYON: ÖLDÜREN EGLENCEGüslon Caüüda Karnusel SüytenVrVeaPos/Tdlo'MEOERNLİaiN SONUÇLARVAoA'ıCfiy fi.;*^ "* DArA AZ DEVLET' DAHA ÇOK TOPLUM0^ü>jEfcc*c*Ana/iİpnt'RoyCflriBöo l^GELECEGE BAKMAK21. Yüffıl lon KaUlımeı EkonomİMfclatf A*tv(. Roött mnolJaf MEOYA DEVLET VE ULUS&yasai şx*tet ve KolekM KimlKerPrrtp ScbfOSİO^««'MAHREMİYE'nN DÜKÜSÖMÜModem Topljmlarda Cinsellık, AsX vo Eroflzm 'AVtfKiny ürfctons Jtt" TARİH VE TlHOzgürteşme Fefsefesi Ü;otno Bir İfctfomtfJoel »CÜVÖI M ÖZGÜRLÜGÜN EKaOJlSİHiyeraşinin Criaya Çıkışı VB Çoıülüsü'Vunay 8cotehn«' DEMOKRASİ VE SİVİL TOPLUMAvrupa Sosyatolnin Açnaflan, TopVnial ve Styasai IteJann Oeneüonnvesi Sorunu vo Demok/asi BekJen8le'i ÖzoinalJohn Keanejaf^J HAİN KALPLERİMİeKadınlar Effcödere Heden Taslim Okılar? /Ros&toö Coı^* AKU VELWPa*ıf f')>»'aber)d■/BEM

laTn'İKTİSADİ AKUN ELEŞTİRİSİ / Andrö GOT^MOOEflNLİGİN SIKlNTILARI / Chates Ta)** ^GÜÇLÜ DEMOKRASlYoni Bir Çaş IÇlnKüılnc» Siyaset/BeTİa^fi Sa*e/«'ÇEKİRGEOyunYaşamve Üiopya'eematf Suts*tKÖTÜLÖGÜN ŞEFCAFLGtAV'ı Fonomefilor Onerir» Bw Oenerre/Jaarı BauofüüldJif ENTELEKTÜEL'Sürgün. Marpoal, Yabinc/fc/*,itf Satfjrf TUHAF HAVASmrlar Çaf>nda Kütüı, Bir ve Tetretof/AodB* fioss tf'YCNİ ZAMANUfl 1990larda Polölaran Oojllson Cef'/ea/S NaCM Jaojoes .*r*TAHAKKÜM VE DİRENİŞ SANATLARIGüJ Sewyola//J.C Scoff ^SAGUâM GASPVVan IM Jtf SEVGİNİN BİLGELİGVA'a'n Pinboftraol *f KİMLİK VE FARKLIUKSlyasetn Açmazlanna Dsk Detrokrabk Çöıöm ÖoerllerVrVtfam CcnnoBy J* ANTİpCtİTİK CAĞDA POLİTİKA'GoOrT KMgsn Jit YENİ BİR SOL OZERİNE TARTIŞMALARSe'besl Pıyasao Safla ■:■■■.. ■.'v ' ■ ?, ,vi: : „■,.;.uf jef DEMOKRASİ VE KAPİTALİZM • MuKyet.CemaalveModemTo?WmsalDüşürttohCri^kri/Sanj»'Bo**osHorbü1 Gnlls Jaf OLUMSALLIK. İRONİ VE DAYAN IŞMA/fltcoard Ftony jaf 0T0MOBİLİN EKaOJlSlP, FreındG. Martn ^GÖSTERİ TOPLUMU VE YOR'JMLAAGuy OobOftl

HA2IRLANAN KİTAPLAR

GÜNOELİK HAYAnA OEVRİMGençlef İcm H»a Wi>Sİ El KKtolfÜOiM VaneigeT} Ja1 EKOLCOiK BİR TOPLUMA DOĞHU'MLraySocAchrttf'KAMUSAL NSANIH ÇC«ÜŞORferlavrfS*rtfiff/«' YÖNTEME KAPŞl' Paul Feyttr&to' jaf R^MEOEFNZM VE 1Ü>ITM uÜTtRÜ'ltW fafleftersCoatf'İMKANSiZiN POÜTİKASIİsyanla üaa: ArasTdafc EnWektüotJM. Bestvtıjaf

(7)

PI»%>s^BAf^PLIK'Att^r^^WMIjKMEK^LARIOav« MorioyKevfl ftobns■'POSTMOOEflN ETİKTZjflnve Baunaı

(8)

İÇİNDEKILER

İKtNCtBASKIYAÖNSÖZ... 9

ÖNSÖZ...U I.PSİKANALİZDEGÖRÜNMEYEN...13 Ü. FREUD VE DİĞERLERI...38 ULLACAN'AGİRİŞ...75

IV. DİLBİLtM VE YAPISAL ANTROPOLOJİ...96

V. LACAN'IN PS|KANALİZ KURAMINA TOPLU BİR BAKIŞ ...! 11

(9)

— SON SÖZ YERtNE 145

5

6 EKLER

SİMGESELE GİRİŞTE OİDİPUS'UN ROLÜ/Anika

Lemairc... 153

"ÖZNEBEN"İN IŞLEVİNİN OLUŞTURUCUSU

OLARAKAYNAEVRESİ/JacquesLacan

... 173

FREUD VE LACAN / Louis Allhusser... 183

LACAN"DA İMGESEL VE SİMGESEL:

MARKSİZM, PSİKANALİTİK ELEŞTİRİ VE

ÖZNE SORUNU/Fredric Jameson

... 207

(10)

Daha önce yapmıs oldukları değerli çattsmalann bu kitaptu da yer almasına izin verdikleri İçin Sayın Selahattin Hilav ve Nilüfer Kuyaş'a, yaptığı çevirilerle kitaba katkıda bulunan sevgili Nesrin Tura'ya içten teşekkürleriml sunanm.

(11)
(12)
(13)
(14)
(15)

bakmaya yöncldim. Aradan geçen yıllorın, bugün "pozüivist" olarak nilelemekle sakınca görmediğim kan yönlcrimi törpülemiş olduğunu fark etmek, yıüarca "cpisiemoloji mi? ontoloji mi?" tartışması yaptığımız ciostlarımı sevindireceğini umduğum kadar sevindirdi Beni de.

Geniş ölçüde Lacan'a yönelmiş bu kilapta, onunla ilgili bölümlerde önemli bir değişiklik yapmaya yönelmedim. Çünkü ilk olarak bu kilap, Birinci Baskıya Önsöz'dc dc bclirttiğim gibi, Lacan'a giriş bakımından mütevazı bir dcnemedir, bunu daha fazla zorlamanın gercği yok diye düşünüyorum.

İkincisi. hcr ne kadar bazı çevrelerde Lacancı bir psikanalist olarak tanınıyorsam da, mesleki praliğimde Lacan'a pek az yer veren bir psikiyalnm. Bu saplama, Lacan'ı önemsemediğim anlamına gclmiyor tabü. Ancak özellikle "Benlik PsikoIojisi"ni, psikoterapi pratiği açısından da, insanın "iç dünyasim" kavramak bakımından da, halta felsefi açıhmlar yönündcn dc kcndime çok daha yakın buluyorum, Boylccc Lacan ile ilgili daha aynnnh çalışmalan İlgilcnenlcrc bırakarak, sadece bir giriş dcncmesinden ibaret olan bu kitabı bazı desleklcr. genişletmeler. düzellmelerle yenidcn sunuyorum. Umanm yararı olur.

Saffet Murat Tura Mart 1995, Isianbul

(16)
(17)

ÖNSÖZ

Bu kitap aslında henüz psikİyairi asisianı olduğunı yıllarda Lacan üzerine hazırladığım scmincrlcrin bir ürünü. Sanınm 1983 yılında, o sıralarda başasisıan olan doslum Doç. Dr. Olcay Yazıcı, asislanlar, psikologlar ve tıp öğrencilerinden oluşan bir grupta detaylı bir psikiyalri okuması başlaimak istcmişti. Bu amaçla bazı çalışma all grupları oluşturularak İg bölümüne gidildi. Bu çerçevedc Ben ve arkadaşım Dr. Talal Parman, Lacan konusunu üsllendik.

Ancak bu güzel ve verimli çahşma, kürsü İçi bazı sorunlar nedcniylc kesintiye uğrama lehlikesiyle karşılaşınca, aktivitemizi dışanda, cvlcrdc loplanarak sürdürmeyİ kararlaşlırdık. Sürecİn böyle bir yola girmesi bencc olumlu iki sonucu da birlikle gclirdi.

(18)
(19)

İlk olarak gmbumuz fakülte dışında sosyologlar, psikologlar, felsefe, iktisat Öğrencilerinin katılımıyla zenginleşti. ikinci olarak da söz konusu seminerler, fülcn Lacan Üzcrine seminerler halini aldı ve bir kış boyunca hemen her hafta aralıksız devam etti.

tşte bu kitap; doktorlar, psikologlar, sosyologlar ve üniversite öğrcncİlerinden oluşan söz konusu grupta anlatılanların bir özetini içcriyor.

Şunu hemen kaydelmek isterim ki Lacan'a olan ilgim mesleki kaygılardan ziyadc Allhusser okumamdan, Althusser'in Lacan'a göndcrmeleri olan kuramını gcliştirme eğilimimden kaynaklanıyordu. Nilekim bu yolda birkaç yazım da yayımlandı. Lacan'ı bir amaçtan çok bir araç olarak görmem nedcniylc dc doğrudan Lacan kurammi nasıl yorumladığımı anlatan bir yazı yazmayı düşünmemişlim. Ancak aradan geçcn yıllar olaya daha soğukkanlı yaklaşmamı sağladı. Lacan üzcrınc sadcce Türkiye'de değil, dünyada bilc pek az inccleme olduğunu göz önünc alarak, pek çok lıaia ve yanlış anlamayı içcrmesi muhtemel bu kitabı kaIcme alma ccsarelini buldum. Sanırım Lacan'ı pek çok kişi için muamma haline gcliren sayısız cngcli aşmak bakımından pek güvenilir olınasa bile, yine de bir başlangıç noktası görcvini yerine gelirecek ufak bir çalışmıi çıktı ortaya. Kitapta sadece bir Lacan özeıyoruınu vermek yerine, onu psikanaliz gclcncği çcrçcvesine yerleştirmeye de çalıştım. Ancak kitabın ilk bakışta iddiah görüncn bu yapısma rağmen ben hiç dc iddıalı dcğilİm: Sonuç olarak bu çalısmantn ilgilcncnlcr İçin orta halli saytlabilecek bir dcneme oklugunu düşünüyoruın, o kadar.

"Önsöz"ün son satırlannı, bu kitabın hazırlanmasına tcmel tcşkil eden çalışmaları birliktc yaptığımız, ancak sonra, ne yazık ki elimizdc olmayan nedenlerlc, ayn düştüğümüz ve bu nedcnle de kitabın yazarlarından biri olrnaşcrefini çoktan hak etmiş olınasına rağmen sadece bir vefa borcu çerçcvesindc adını anmakla yetinmek zorunda kaidığım arkadaşım Dr. Taİat Parman'a teşekkür etmeye ayırmayı yerİnc gctirilmesi zorunlu, ancak hiçbir şekilde ycterli olamayacak bir ödev gibi görüyorum.

S.M.Tura 18.6.I988,Diyarbakır

(20)
(21)

I. PSİKANALİZDE GÖRÜNMEYEN

Bn kitabın ilk basktsının birinci bölümünü psikanalizi eptsicınolojik açıdan sorunlu hale getirmeyti ve bn yollaokuru kitabın ıccriğine cleştirel bir bakışla yaklaşmaya davet etmeye ayırınıştım. Şüphc yok ki psikanalm sorunlu hale geıirmeyc yönelik ycgâne yaklaşım epistcmoloji değildir; zaien epistemolojikaçıdan sorunsuz bİr bilim de düşünemiyorum.

Bu durumda okunın kitabm İçcriğine bir mesafe almasmı sağlamak bakımından epistemolojiyi ön plana çıkarmamın sebcbi ne?

Çünkü psikanaliz iki yon içerir. Bunlardan birinc "pozitif' yön dİyelim. Bu yön psikanalizi; hakkında düşünülebilir, ele alınabilir, tnrtışılabilir kılan "bügi ve gcrçeklik" yönüdür, Ancak psikanaliz

(22)
(23)

bir yön daha içcrir ki bu kolaylıkla ele gclmeycn, gizcmü ve alacakaranhk bir yöndür. Meslek yaşamımın geride kalan yıllannda, bir lür "larikatçılık" gibi de görme cğilimindc olduğum bu "negatif' yön, alacakaranhklan korkmamaya alıştığımdan beri giderek cazibesini annnyor. Çeşitli onlolojik, eük tartışmalara açılabileeek söz konusu "negatif" yön; "bilgi ve gerçeklik" dcğil, "anlam ve hakikat"la alakahdır; zatcn bu yüzdcn kolayca düşünülcbilir bir konu değildir.

O halde psikanaüzi zalen çetrcfil olan "negalif' yönüyle dcğİl, clc gclcbilir tarafı ile; "bilgi ve gerçeklik"lc İlgili yönüyle tartışmak daha kolay gözükilyor. Ama gene de bu bölümün kolaycıhk olmadığı anlaşılacaklır. Birinci bolümde psikanalizin pozitif yönünü cleşlirel bir larzda incelerken, birkaç noktadan alacakaranhk tarafına uzakian işarct elmekle yelineceğim.

Yeri gclmişken belinmeliyim ki Lacan, dilbilime dayanarak psikanalizi bilimleşıirmeye. ncsnelleştirmeye çalışırkcn, aynı zamanda asla lerk elmediği o gizemli üslubuyla da bir dcrinlik duygusu yaralırkcn, psikanalizin sislerle kaph ve ancak ulaşılması için gcrekli yolculuk yapildıkıan sonra mesru bir larzda girilebilecek muhtcşem manzarasına işaret etmeye de cahşımşlır. Ben ise burada, cn azından bu ilk bölümdc, pozilif yonünün hak ettiği açık bir dili lercih ctmektcn başka ne yapabilirim?

Bu kİIabın ilk baskısına, okuru psikanaliz karşısında uyanık bir lavır almaya scvk cimek için, Karl Popper'in psikanalize yönelttiği cleştiriyi konu alarak basjamışlını. Bugün de aynı hareket nokiasının doğru olduğumJ düşünüyonım; Popper'in psikanalize yönelttiği eleştiriyi meslekİ pratik açısından çok cıddiye aldığnn için dcğİİ; psikanalilik teorinin, bilginin ve bunlann gerçeklik ile ilişkisinin nc olduğunu Icolayca düşünebilmemizi sağlayacağmı sandığım bir sorunlu alanı açnf: için yapıyorum bu tercihi.

Popper'in eleştirisine teırıel teşkil cdcn tespili1'2 kısaca şöyie

ifadc cdebilirim: Bilimsel leoriler öylesine teorilcr olmahdır ki

1.

B. Magee, Karl Poppef'm BH>m Falsefesivd Siyaset Kuram'.,Câv. Mete Tuncay, Remzi Küabevi, 1982.

2.

K. Popper, Conjectures and Refutations, Routledge and Kegan Paul 1963,

(24)
(25)

bunlardan mantıki yollardan türelilecek deneysel önermeler saycsinde leori yanlışlanabilsin.

Çünkü Poppcr'e göre hiçbir deney, lcorinin doğruluğunü kesin olarak göstermez. Nilekim Nevvton teorisi yüzyıllarca deneysel olarak doğrulanmışttr, ama bugün Newlon tcorisinin geçersiz olduğunu biliyoruz. O halde, yanlış bir teoriden dcneysel olarak doğrulanabilecek önermeler clde edilebilir. Bir örnektc görelim: Mesela "Bütün ölümlüler insandır" gibi bir tcorimiz olsun. Şİmdilik bu teorinin yanhş olduğunu (yani insandan başka canlıların da ölümlü olduğunu) unutup, bu Önermeyi deneyde doğrulamaya çalışahm. Sokrat'm ölümlü olduğunu biliyoruz, o halde tcorimize görc Sokrat'm da insan olması gerekir, ki bu deneysel anlamda doğru bir sonuçtur. Bu küçük örnek, yanhş bir teorinin deneysel olarak doğru sonuçlar verebileceğini gösteriyor.

tşie Popper diyor ki lcorilerin dencysel olarak doğrulânması durumuna bakarak bunlarm büİmsel olduğuna karar vercmeyiz. Biümsel bir tcori, geçersizliği, yanlışhğı gösierilmeye yatkın bir leori olmahdır. Bu bağlamda, yukandaki örnekteki "Bütün Ölümlüler insandır" teorisi yanlış olmakla beraber bilimsellik sıfatına açıknr. Çünkü biz bu leoridcn yola çıkarak şöyle diycbiliyoruz "Bu lavşan insan değildir" o haldc "Bu lavşanın bizim leorimizc göre ölümlü olmamasi gcrekir". Oysa ki dcncy, bu düşünccnin doğru olınadığmı göslcriyor. Demek ki sadece sonuçta ulaştığımız dcneysel önermemiz değil, mantıken bu önermeyi ıorunlu kılan tezimiz dc yanlışlır. Teorİ yanlıştır, ama çürütülcbilmeye. geçersizliği gosterilebitmeye kapalı olmadığı için, yani biraz geniş düşünürsek, ona inanmakla düşilncc uflcumuz tıkantp kalmayacağı için bu teori bilimseldir.

Bir de Russell'dan ilham alarak şöyle bir teori ileri sürelim: "Evren, bülün astronomik, jeolojik verilerinc, canhların hafızalarına vs. billün aynntılanna varıncaya dek sanki milyarlarca yıldır varmış gibi delillerle iki dakika öncc yaratıldı." Böyle bir önermenin yanlış olduğunu gösiermenin imkânı olmadığı hemen anlaşıhr. Eğcr bu teoriyc inanursak, bunu çüriltmeyc, geçersizNğini göstermeyc imk&ı bulamayız, düşflnce ufkumuz Nkanmış, ilerleme durmuştur. tşte Poppcr'e göre bu tipie, başlangıçia açıklayıcıymış gibi görüncn teoriler aslında metafıziktir. Btmları bi

(26)

15 \

limselmiş gibi clc almak mürnkün değildir. Üstelik bu teoriler gerçektcn de doğrunun ta kendisi olabilirlcr, ama bilimsel olarak ele alınamazİar.

Karl Popper psikanalizin de Marksİzm gibi, bu tiple bir metafizikle benzeştiğini düşünür. Psikanaliz çeşitli nedenlerle yanhşlanamaz bir teoridir. Doğru olabilir, ama bilimden çok metafiziğe Benzcr.

Ru düşünce, bir dönemde psikiyatri ve psikanaliz içinde de ciddiye alınmış, bazı yazarlar Popper'i desteklcyen sonuçlara varmıştıf.,

Yazının bundan sonraki bölüınündc psikanalizin gcrçekten de yanhşlanamaz önermeler ürcttiğini, hatta bunlann yanhşlanamazliğıntı Poppcr'in düşündüğünden çok daha içeridcn bir gözle sergüeycceğim. Bu yanhşlanamazhğın nedcnlerini irdelemeye çalışırken, ashnd*^ tam da Poppcr ile tartışmayı dcğil, psikanalitik bilginin Özgün doğasını scrgilemeyi hcdef ahyorum.

Ayrıca gcrek psikanalizi gcrek diğer bilimlcri ele alırken bilimin, bilimselliğin, nasıl bir şey olarak düşünülmesi gerektiğine dair kendi epistcmolojik görüşlerimi aktarmaya çalışacağım; Poppcr'in ve diğer bazı filozofların düşüncelerinin, ne kadar düşünce açıcı ve uyarıcı olurlarsa olsunlar, gencl olarak bilimleri, ama özel olarak da psikanalizi kavramak bakımından yctcrsiz kaldıklannı tclkin eimeye çalıjacağım.

Bilimlerin yanlışlanabilirlikten çok öte bir gclisjm dinamiği olduğu. bu dinamiklc bilim adamlarının larlışmalarının. bazı inançlarının, uzlaşmalarınnı nc dcnli rol oynadığı bugün pek çok filozof tarafından kabui edüiyor. Bunlara ötı'bilinen örnek Kuhn'un çalısmasıdır.''

Nitekim psikanaliz, bu bölümde açıklayacağım gcrekçelerle, dencysel olarak yanhşjanabüir önermeler ürctemezken büyük bir gelişıne dinamiği gostermiş, daha Freud dönemindc teori hızlı dönüşürnlere uğramış, İzleyen doneındc de bu dinamizm devam etıniştir.

(27)

Bugü n psika naliz, diğcr biliml erdc

olduğu gibi, kökcnden (Freud'dan) çok Ötelerde karşıt tcorilerin çarpıştığı canlı bir alan

3.

E. Sfater: The Psycrtiatrist in Searel' ot a Sdence" lil, Britlsh Joumal o( Psychiatıy 1975, S. ■26.

4.

T. Kuhn, BH/msoı Devrimterin Yaptsı. çev. MlOter Kuyaş. Alan Yayınolik, 1982.

(28)

dır. Yani psikanalistler Freud'a inanmakla düşünce ufuklannı kapatmamışlar, kctlcmemişjer, onu aşmanın. hatta bazı yönleriyle gcçcrsiz kılmanın yollannı bulmuşlardır. Sözgclimi bugün Frcudcu klasik dürtü leorisine dayanan bir tek psikanatitik bilimsel yayın bulamazsınız. Klasik teorinin bu bolümü artık kullamşsızdır. Ve psikanalizin bu dinamizminin temelindc yatan yanhşlanabilirlik dcğil, geniş Ölçüde "açıklama gücünün yükselmesİ"dİr.

Konuya psikanalizin yanlışlanamazlığından girmek istiyorum. J'opper'in düşünsel olarak gerçektcn uyarıcı tespitlerinden yolaçıkarak, yanhşjanarnazhğı bügisel (enformatik) anlamda da önemscdiğimi söyleyeceğim.

Karl Poppcr'in yanlışlanabilirlik ilkesi ile "matematik enformasyon leorisi"5 arasında belIİ bir ilişki kurulabilir.

Matematik Icoridcn yola çıkılarak büginin başlangıçlaki olasılık belirsizliğini (entropi) azalttığı, hatta bilginin başjangıçlaki olasılık belirsizliğini azaltan şey olduğu söylencbilir.

Bu tespitleri açıklayahm: Sözgelimİ, bugünün haftanın hangi günü olduğunu bilmediğimİz bir bclirsizlik durumunu göz önilnc alalım. Bu belirsizliği bir soruyla ifade ctliğimizde "Bugün haflanın günlerinden biridir" şeklinde bir yanıt alırsak, hcr koşulda kesinliklc doğru, asla yanlışlanamayacak bir önerırıeyle karşılaşmış oluruz. Bu önerme manttken zorunlu doğrudur, ama belirsizliği azaltmaz. Oysa "Bugün salıdır" gibi biryanıt, elbeltc ki yanlış olması ihlimalini taşıyan, yanlışlanabilecek, ama bilgi veren bir öncrmedir, başlangıç belirsizliğini azaltan bir önermedir. O haldc Popper, bir lcorinin büimsellik bakımından yanlışlanabilir olması koşulunu koyarken, bilimsel teorilerin deneysel anlamda bügİ vermesi gerektiğini de söylemiş oluyor.

Mantıken kesin doğru, deneysel doğru ve yanhş, deneyleme gıbi çok önemli tartışmalan erteleyerek şu soruyu soralıni; psikanaliıik önermeler "BugÜn hafianın günlerinden biridir" örneğinde olduğu gibi başlangıçtaki olasılık belirsizliğini azalt

5. A.M. Yagtom, I.M. Yâgtom, İhlimaliyet vs lnformaşyon, çev. Lutfi Biran Türk. Matematik Demeği Yaymlan, 1988.

(29)
(30)

mayan Öncrmeler olduğu için mi yanlışlanamazlar? Yani psikanalitik Önermeler, başlangıçtaki olasıhk belirsizliğini azaltan önermelere felsefi gelenekle bir yakınlık kurmak için

"sentetik" adnn verirsek, sentctik önerme dcğil midir? Bu

soruya "Hayır, psikanalitik öncrmelcr scntctiktir" yanıtmı vermemiz gcrekir. Bir öniekte görelim.

Aşağıda aktaracağım Örneğin gerçek bir kısa süreli psikanalitik psikoterapi praıiğindcn ahnmakla bcraber, ne psikanalizİn ne de psikanalitik psikoterapinin ruhunu yansıltığını; ne aktarmayı ne bilinçdışı arzunun mahiyetini ilgilcndirdiğini, sadece bu vakaya özel, kısa sürede sonuç almaya yönelik akttf lerapötik manevralara dayanan bir lerapiden alındığını kaydetmeliyini. Bununla bcraber verilen yorumlar (psikanalitik öncrmeler) psikanalitik yorumun mantığını sergilcmek için yeterlidir.

Bayan A. kısa süreli psikanalilik yönelimli psikoterapisine başladığında yirmili yaşlannın ortalarında, "enfantü" (çocuksu) kişilik özellikleri gösteren, yüksekokul mezunu ve yaklaşık bir yıllık evli genç bir hanımdı. Evliliğinin ilk ayından sonra, görünüşıc bazı küçük örseleyici olaylarla (mesela arabalarınm çahnması vs.) ilişkiliymiş gibi duran ve hasta tarafından da bu tür olaylara bağlanan şiddclli sıkıntı, uykusuzluk, delirme ve kudurma korkusu gİbi nevroz benzcri şikâyetler ve bu korkulara eşlik cdcn "panik atakları" tarzında bclirtiler geliştirmişli. Bu nedcnle bir •iüre ilaç tedavisi görmüş ise dc yalnızca kısmi bir fayda clde etmişti.

Kısa süreli psikanalitik yönelimli bir çalışma, bu korkulann simgesel mahiyeıinj göstcrdi. Bayan A, bilinç alanındaki dcğerlendirmesiylc mutlu olması gereken, dojayısıyla "şu hastahğı bir tarafa bırakıhrsa" mutlu olarak ifade ctügi bir evliliği sürdürüyor. cşinin ailesiylc ügili ufak tcfek şikâyetlerini pek Öncrnsemiyordu. Rliya materyali ve psikanalitik psikoterapinin (cmel kurah olan "serbcsl çağrışım" ilc yapılan incclcme. Bayan A'nın bilinç alanınm marjinal uçlarında ycr alan bazı ufak ve anlamsız görünen kaygıları da ortaya çıkardı. Mesela Bayan A, bazen bir an için "Acaba kontrolümü kaybedip eşimin ailesine saygısızlık yapar mıyım?" gibi kaygıfera kapılıyordu.

(31)
(32)

i.ı/hı ve daha önemlisi cnfanlil kişilik özellikleri göstercn bir hanınıdı. Görünüşie bu özellikleri bekârlık ve öğrencilik yıllarında ftncmli bir sorun yaraimamışlı. Evlendikıen sonra ani bir sosyal rol değişimine girmiş, kcndini çevresinİn beklcnlücrine uygun olımıdığına inandırdığı bazı çocuksu laleplerini konlrol altında lulmnya, olgun ve evli bir genç kadın rolü oynomaya zorunlu hisnclmişti.

Bununla beraber, zaman zaman aniden bİr an için mesela "Ya olostop çekcrscm" veya "Arabayı cskidcn olduğu gibi delice kullaıursam" gibi kaygılara kapıhyordu. Psikanalİtik açıdan bu kaylülai" bilinç alamnı adetadürlüsel (impulsif) bir tarzda zorlayan ar/ulnnn ve bunlan konlrol eimeye çalışan yapılann çatışkısının

Micnydu. Delirme, kudurma gibi kontrolünü kaybctme İle ilgili kmkular da derinden gelen cnfanül arzular ve bu arzuları kontrol olnıc çabalarıyla alakalıydı.

Durumu daha nelleştirmek içİn psikoterapinin dördüncü aymdin bir seansı özctlcmek isterim. Bu dönemdc bclİrtilcri oldukça gcrilemiş, yonım çalışması saycsinde hem belli bir "içgörü" hcm 1 ı linik bir salah ortaya çıkmışken Bayan A, bir

seansa yeni geiı n obsesyon benzeri yakmmalarla gcldi. Sabahleyin eşi hcnüz Mayan A kalkmadan işe gidiyor ve A da uyanıp ısrarla eşinin daIrcnin kapısmı İyice kapatmasmı istiyor. bununla da yetinmeyip 0|i cvden çıklıktan sonra gidip kapıyı birkaç ke/. kontrol ediyor, Iflçma olduğunu bilmesine rağmen sıkınlıyla kapının iyicc kai'ihUğından cmin olmak isliyordu. Eğcr kapı açık kalırsa, keıin cvden kaçacağı, sokakta diğer kedilerden kuduz kapacağı feklindeki takınnlardan kurtulamıyordu.

Ilayan A bu şikâyetlcrini anlattıktan sorıra "serbesl cağnşırn" vesinde dikkaü giderek o sabah gördüğü bir rüyaya yöncldi. Rliynda eşi evden çıktıklan sonra bazı eski arkadaşlan eve geliyor ve nna dışan gezmeye gitmeyi teklif edİyorlardı. Rüya çc|itli maCtm ve seyahatlerle sürüyordu. Rüyanın anlatımından sonra gclcn crbcsl çağnşım" materyali de kullanılarak ycni ortaya çıkan ob•c.syon benzeri belirti şöylc yorumlandı: Bayan A, bilinçdışında, oşi cvden çıktıktan sonra evdcn fırlayıp çıkmayı arzuluyor, fakai bü ;ırzusunu kontrol etmek için kapının kapalj olduğunu konirol llıncye, adeıa kendini kilil altına almaya çalışıyor, evden kaçma,

(33)
(34)

çeşilli maceralara alılma arzuşunu ve bağlı kontrolünü kaybclme (kudurma!) arzusunu da korku şektindc kedisine yer değiştiriyordu. (Söz konusu belhlinin de bu yorumla kaybolduğunu kaydetmeliyim.)

Başlangıçta sozünü eltiğim gibi, bu örnekte sadece belirtiye yönclinmiş, terapinin temel konulan incclcnmeden gcçilmiştir. Mesela haslanın özclliklc Oidipus döneminde alkolik olduğu (konlrolünü kaybettiği) için babası larafından boşanan ve daha sonra pek az gördüğü annesi ile ilişkisi, aklarma, bilinçdışı arzunun derinlemesinc incclcnniesİ vs. dışla bırakılmıştır. Ancak gene de bu basit örnek, basitliği saycsinde yukanda koyduğumuz soru açısından yclcrlidir. Psikanalitik önermeler (yorumlar) senletik midir?

Bu soruyu yanıllamaya yönelmedcn öncc, psikanalizin bölümün başında sözünü ctliğim o "negatif' sisli yönüne uzaktan işarct etmeden geçemeyeceğim. Dikkpl cdüİrsc verilen yorum, başlangıçia özne'yc anlamsız, hatta saçma görünen korkuları, bclirtileri anlamlı, anlaşılabiür hale gctirmektc; Özneyi yabancılaşmış gibi orlaya çıkan yönlcriyle bütünleştirmektedir. Ama bu blitünleşürme çabası, Öncelikle leorik olarak Özneyi karşıt eğilimlerin çatıştığı bir böİÜnmenin, bir yarılmanın farkında olmayan, kendİni bilmeycn bir nesne olarak, bir "öteki için şey" olarak nesncleştirmeyc dayanmaktadır.

Psikanatiz ve psikanalitik psikoierapi, özneye bir şekilde, bir miktar özne olmadığını da gösierir. Öte yandan daha yakından bakacak olursak, birbiriyle çalışan cğilimler dc bir amaçlıhk, bir yönelimlilik gibi temeJde özneye atfelliğimiz nilelikler taşır. (Lacan "Bilinçdışı ötekinİn söylcmidir" diyecektir). O halde psikanalizdeki Özneyi nesneleşliren şey, onun kontrolünde olmayan birj amaçhlık, bir öznelik çoğulluğu içermesidir diyebiliriz. Bu baj kımdan psikanalizde özne, bütünlüğü içinde birey olmaktan çok, karmaşası ve çatışmaları içinde bir gruptur. "özne bir bülün olmayı hcdcfleyemez" dcr Lacan.

Ama ilginç, haüa paradoksal bir şekilde, psikanalizin özneyi bu larzda nesneleşlinnesi, psikanalİtik yorumun burada, bu görünümüyle anlamsızı anlamlandıran "hcrmönctik" bir nitclikle olduğundan çok "enformatik" nüelikte karşımıza çıkn| ına işarct

(35)
(36)

edcr. Çünkü bu durumda pgikanaliz ancak öznede, klasik özne statUsllndc olmayan bir şeyi, bir nesncyi yani biünçdışı süreçleri kahul clmek durumunda kalmak gibi bir nokladan hareket cdebılir. Bir nesnenin ise anlamından çok bilgisi vardır. Bir başka ifadcylc, burada anlamsızı anfamlı kılan psikanalitik yorum, teorinin özneyi farkında olmadığı bir bölümüylc ncsncleşlirip bir bilgi koımsuna dönüşjUrmesi sayesinde verilebilir. <

Fakat psikanaliz bir yandan Özrıeyi kcndini bilmeyen şey, "titeki için şey", bir nesne stalüsünc indirir, bu sayede hakkmda bilgi üretilcbilir bir durum yaratırken, onu gcne de kendinc yal'.meılaşmış, bölünmüş bir Özne olarak kabul eder kİ bu, son tahlllde bir özneyi kabul etmek anlamına gclir. Dtişünccnin bu aşamasında J.i'. Sartre'ın6 psİkanalize yönelttiği eleştirileri

hatırlamak lıkir açıcı olduğu kadar eğlenceli de olabilirdi. Ama komımuza teğcl olduğu için girişmediğimiz böyle bir incelemeden yoksun "Imamıza rağmen hissediyorsunuz ki psikanalitik öznenin statüsü, Imriczyen filozofik öznedcıi çok farklıdır.

Şimdi, psıkanalizin sisli alanlarına böylece uzaktan baktıktan ■onra yukarıda önümüzc koyduğumuz "pozilif' soruya dönclim. l'Mkunalitik Önerme (yorum), başlangıçlaki olasılık belirsizliğini ı/ıltan, poıansiycl olarak bilgi veren, yani "sentclik"olarak isimlcndirdiğimiz türden bir önerme midir?

Yukandaki örnekteki yorum, bütün ikna ediciliğinc rağmen

/'•'t<msiyel olarak yanlış olması ihtimali olan, yanipotansiyel olarak yanlışlanabilccek bir önermedir. O haldc bu önerme

sentetik hir önermedir. Potansiyel olarak başlangıçtakİ enformatik bellrsizliği daraltan bir önermedir. "Bayan A nedcn bu belirtiyi gösinıyor" sorusuna verilcbilecek pek çok yamttan biridir bu. Başlnngıçta nedenle ilgili bir belirsizlik vardır, yorumdan sonra bclirsizlik azalmıştır. Fakat psikanalitik yorum, scntctik bir Önerınc olmakla beraber deneysel olarak yanhşlanamaz. Neden?

Bencc bu neden sorusunun ileridc daha aynntılanyla incclcyeceğimiz üç yanıtı var.

I. Çünkü psikanalitik yorum önermesi sentetik olmakla beTÜIKT, deneysel değİI teorikhipotctik bir Öncrmedir. Dİğer

(37)

1IP. Sanre.UEtreötte Neant, Gallimard. 1943.

(38)

yişle, şu ya da bu deneyleme prosedürü sayesindc olgu ile karşılaştırılabilecek bir önerme değil, bazı olgular dile getırcn önermeleri (Bayan A'nın şikâyctJeri, bazı duygulan, düşünceleri, rüyalan vs.) açıkhyan, bunlann hipotetik oİarak nedenini gösteren bir önermedir.

2.

Bu yoram Önernıesinin deneylcnmesi, cğcr deneylemedcn fizik ya da fizyolojide olduğu gibi bir prosedür anlaşılacak isemümkün değildir. Çünkü psikanalizin "bilgi ncsnesi", bu tipteki bilimlcrinkindcn kokten farklıdır, bu tipte bir deneylemeyc dverişli değildir.

3.

Yukarıda psikanaüzin "negatiP' yönüylc ilişkili olarak işaret cttiğim gerekçelcrle başlangıçtaki, yani psikanalilik yorum verilmedcn önceki, bclirsizliğin cnformatik bir belirsizlik mi yoksa hcrmönetik bir belirsizlik mi olduğu kesin dcğildir, soranludur. İnsan için bilgidcn başka, bilgiden öte bir "anlam" var mıdır? Mesela kammea Heideggcr'c bakarsak böyle bir i'arkın, ontik olan, ile ontolojik olan arasında bir farkın olması lazım7. Öte yandani C.LeviStrauss, psikanalizin anlamlandırma

yönünün aliını çizerek, modern bir Şamanlık olduğunu tclkin edeı*. Psikanalizin.j zaten hcrkesin bildiği bir gerçeği anlamış olmak gibi ifadc edebilcccğim (yani bir cümle sayesİnde öznenin yeni bir şey öğj rcnmiş olmayacağı, ama gene de bu eüınleden önce olduğundanj farklı olacağına inandığım) garip ve gizcmli bir yön de içerdiğinden söz etmek istcrdim. İnsanın zaten bildiği bir şeyi anlaması ne demeklir? Bu soruya verilecek yanıtın belirsizliği, bu üçüncü gcrekçeyi daba baştan "pozitiP' bir çerçeveylc sınırlamaya çalıştığımız bu İncclemenin kenarlarında bırakıyor.

Bütün bunlann dışında göstermeye çalışacağım ki psikanalitik yorum öncrmesi bir şekildc deneysel olarak yanlışlanrnış olsaydt bilc, bu Karl Popper'in beklcdiği gibi psikanalitik tcorinin yan, Nşlanmasına yol açmayacaktı.

Şimdi bu noktaları daha aynntılı bir şekilde incelemeye gej çelim.

7.M. Hefdegger, EtteetTemps,Ga\\\tnarü, 1976.

8.C. LeviSl'auss, AntlvopcfCÇie Structufale, Plon. 1985.

(39)

tncelemenin gcri kalan bölümüne yukanda psikanalitik yorum Önermelerinin yanlışlanamazlığının gerekçclerindc ikinci sırada saydığım noklaya uygun bir soru ile başlamak istiyorum: Psikanalizin "bilgi nesnesi" nedİr?

Psikanalizin "bilgi ncsncsi"ni araştırmak için önce psikanalizin neyin bilgisi olmadığına bakahm. Mesela sıradan dost sohbctlcrindc psikanalizin toplumsal olaylar, smıflar, kurumlar vs. karşısında duyarsız olduğu söylcnir, ki Freud'un ve diğer pek çok psikanalistin toplumla ilgili düşüncclcrini anlalan yüklü literalilrc rağmen doğrudur bu tespil. Psİkanalitik psikoterapidc toplumsal sınıflar, kurumlar vs. analiz edilmez, sorgulanmaz.

Organİkçi bakış açısmdan' yaklaşırsak, psikanaliz bcyindc gcçen fizikokimyasalfizyolojik olayları da incelemez. Oysa ki, hipotez gereği, psişizma (ruh) merkezi sinir sisteminin işlevlerindcn biridir.

Hatta psikanalitik bir psikotcrapiye giren bir Özne, belki şaŞirarak yavaş yavaş fark etmeye başlayacaktır ki tcrapist aslında onun gcrçek dünyadaki iüşkilcriyle de, ne olup bitüğiyle de ilgili değildİr, ya da ilgili gibi görünüyor ise, bu, olaylann kendisinden lamamen farklı bir nedcnlc ilgilidir.

Psikanalizİn çocuklukla yakından ilişkili olduğu soylenir, ki doğrudur bu. Ama psikanalizİn çocnkluğu ele alışında ortaya çıkan gerçek çocukluk değildir, kurmaca ve uzlaşımsa! bir çocukluktnr".

Böylccc cllc tutulur, gözlc görülilr hemen hiçbir şey bırakılmadığına göre psikanalizneyin bilgisidir?

Bu soruya yanıt vernıek için bazı epistemolojik kavramlar gcliştirme ve kendi epistcmolojik kavrayışımı özetleme gereğini duyuyorum. Burada geliştireceğim kavramlar ve kavrayış Fransız filozof L. Althusser'dcn10" ctkilenmekle

beraber, soruıtıluluğunun ona yüklenemeyeceğini kaydetmeliyim.

Öncclikle bir saptama ile başlayalım: Her büimin bir görünmez aianı, bir unutma alanı vardır. Sözgelinü fizik bizdcn "masa"yı fızİk içinde bir nesnc olarak düşüncbilmek içirı öncclikie bildik bazı niteliklerini (mesela ne İşc yaradığını vs.) unut

9. D.N. Stern, 77» Interpersonal Worldcf the In/anl, Basc Books, 1985. 110.

(40)

Maspero, 1977.

(41)

mamızı ister. Fizik içinde masayı düşünebilmek için onu bir "cisim" olarak ele almamız gerekir. Fizik açısından arlık, bu masa "cisim"c dcvşirilmiş; kütle, kuvvet gibi fiziğin "teorikhipotcıik" kavramlan aracılığıyla dUşünülcbilen bir bilgi nesnesine dönüşmüştür. Teorikhipotetik kavram derken, mesela kütle örncğindc olduğu gibi, gerçekte doğrudan gözlcncbilir bir nesneden, bir özelliktcn dcğil; gözlcncbilir bazı olaylarl, mesela ağırlık, süredurumluluk vs, gibi bazı olaylan açıklamak için kabul etmek gcrekcn kavramları kasledİyorum. Sözgclİmİ aslında ısı cncrjısi de, hatla cncrji dc teorikhipotetik kavramlardır. Çünkü gözlenen yalmzca sıcaklık değişiklikleri ya da harekcttir. Yeri gelmişken hcmen kaydedeüm, psikanalizin kullandığı anlamda bilinçdışı da gözlenebilir dcğil, gözlcncn bazı olayları açıklamaya yarayan "leorikhİpotetik" bir kavramdır.

Düşünccmi/.i bu çizgidc sürdürürsek, aynı masanın ekonomipolitik İçİnde düşünülebilmesi de bir unulmaya dayanır; ekonomİpolitik aynı masayı "meta" kavramına devşirerek kendi sorgulama alaıu içiue alır. Marksist ise aynı masayı insan cmeğinin bir ÜrünÜ olarak görecek ve ancak belli tarihi koşullarda, emeğin yaygın olarak metalaşmasını sağlayan larihsel koşullarda "mela" formunu aldığını söyleyecek ve bu koşulları belirlcmeye çalısacaklır.

Böylecc bilnnierin, bir unutma, bir ihmal clme ile belirlcnen ve gcrçekliği kendi leorikhİpotetik kavramları ilc düşUnülebilir kavranılara devşircrek içinc aldıklan bu öze] sorgulama alanlanna, AHhusser'den esinlenerek "teorik sorunsal" diyoruz.

Acaba bilimlcr gcrçekliği düşünmek için. onu güniükdoğal diün sunduğu hazır kavramlarla değit dc kcndi tcorik sorunsallannın içinde, bu sorunsalın teorikhipotetik kavramları ile düşünülmeye elverişlİ kavramlara devşirmek gcrcğini niçin duyarlar?

Burada bir tcz olarak şunu ilcri sürüyomm: Bilimin temel amacı gerçeklik lıakkında mannkİ işlem yapabilme kapasitesini arttırmaktır. Soz konusu devşirme de bu kapasüeyi artiırmanın aşamalarından biridir. "Manlıki işlem" derken doğru olan ya da doğru olduğu varsayılan öncnnelcrdcn, eğcr bu önermeler doğru ise zorunlu olarak doğru olnıası gereken öncnnclcr clde cime işlemini kasiediyorum. Mantıki işlem kapasitesini aniınmak derken

(42)
(43)

dc mesela fiziğin "masa" hakkında fizik onu "cisim" olarak dlişUnmesc ulaşılamayacak yeni önermeler elde etmesinde olduğu gibi, günlükdoğal dillcrin imkânlarında düşünülemeyecek noklalara ulaşabİlmekten söz ediyorum,

Mantıki işlem yapmak konusundaki vurgumu arttırmak ve ilerıdc kulianacağımız bir anlayışı iyice yerleştirmek bakımından Piaget'den bazı satırlar aktarmak isliyorum:/".... çocuğun düfünccsi ben merkezlidir, yani çocuk kcndisini anlatmak, başktısının bakış açısına yerleşmek tasası olmadan kendİ için düfünür. Bu ben merkczci ahşkanhklann düşünccnin yapısı Üzcrine lüüırı sayılır etkİleri olduğunu defalarca göstcrmeye çalıştık. ö/clliklc dc düşünccsini sosyalizc etme ihtiyacmdan yoksun olan çocuğun, en azından bizim ÜlçümUzde nc ikna ctmek, sonuç olarak ne dc kanıilamak lasası vardır... Gerçekten de mantık kanıllama sanatı değilse nedir?"12

Mantıki işlem yapmak, kanıtlamak, gostermek; bunlar daima kcndinden merkezsizleşmiş. bir düşünccnin, ötekini hcsaba katan l»r düşüncenin, çocuksu değil, olgun bir dÜşUncenİn karakterislıklcrıdir./Bilimin temelinde btüm adamlarının hcr kcz için orlak lnr plalforma (mantığa) çıkıp kendilerinden merkezsizleşme çabnlan vardır. Habcrmas da bilim adamlarının birbirlerini ikna ctnıeyc yönelik mantıki çalışmaianndan yola çıkarak neoKantçı olorak nitelcmenin yanlış sayılamayacağı bir ctik temellendirmeye çalışır.

Mantık kanıtlama sanatı ise bunu ancak bir dildc; ne kadar forınel, soyut, yapay vs. olursa olsun bu insanlar arası "medium" saycsinde yapabilir.

İŞie yukarıda sözÜnU ettiğimiz devşirme dc çcşitli scbeplcrle manlıki işlcm yapmayı sınırlayan günlükdoğal dillerden, bilımlcrin yapay ve formel dilinc doğru yapılır, Bu yeni dil gcrçekliğin özel bir ilişkiler manzumesini daha kesin ve daha geniş bir şekildc düşünmeye elverişli olarak kurulmuş bir dildir.

Bu noktada, okuduğunuz satırlarelaki di! ve bilim anlayışının Wntgenstein'ın ilk eserinden tamarnen farkh hatta bir bakıma tam lcrsi olduğunu vurgulamahynn. Bazı deneyselelemanter öner

\Z J. Pıagal, Le Jugement et le Raisaınement chez FEnlant, Delachau*

(44)
(45)

melerden gidcrek genişleyen bir dilbilim sisıcmi değil, tam tersinc, uzlaşımsal, saymaca, hipotetik, kurgulanmtş. tanımiardan harekel cdip gene uzlaşımsal olarak türctilmiş bir dilbilim anlayışı söz konusu burada.

tster günlükdoğal diller olsun ister bilimlcrin yapay formel dilleri olsun, dilleri bir şekilde, bir düzeye kadar "aksiyomatik sislemlere" Benzetmek mümktlndür. Burada aksiyomatik bir sistcmde, aksiyomlar arasındaki karmaşık ilişkiyi söz konusu etmeyeceğim. Kaydetmek istediğim yalmzca şu: Aksiyomatik bir sistemin lcmel tanım, aksiyom ve postulalan ile (ki modcrn anlayışta bu son iki grup da aslında bir şekilde lanım olarak kabul cdilebiltr) dillcrin "temel sözlükleri" arasında bir benzerlik vardır. Doğal diller için boylesi iyicc formalize olmuş bir sözlük hazırlamanın gtiçlüklcrini biliyorum. Benim kasteltiğim kabaca bir Benzerlik sadecc. Şöyle ki gerçek aksiyomalik bir sistcmdc (mesela Öklid geometrisi) bazı başlangıç Önermelcrinden yola çıkılarak bu düşünce sistcmi İçinde kesinlikle doğru olması ve kesinliklc yanlış oiması gerekcn öncrmelere varılabilir. Kanl, öncrmelcri, analnik. sentetik, a priori, a posıeriori olarak sınıfiamış; mantıkcn zorunlu lotolojik doğru öncrmeleri analilik, zorunlu doğru olmayan, ama bilgi veren önermeleri scntctik, doğru olduğunu dency yapmadan bildiğimiz öncrmeleri a priori, doğnıluğu deneye bağlı olan öncrmeleri a posteriori olarak isimlendirmiştir.11 Kant'a göre bazı önerrneler, mesela

geometrinin temel Önermelcri a priori senleükti, yani bu tipic öncrmeler bilgi vermesine rağmen, doğrulukJarı kesin, dcneylemeye isünat etmeyen öncrmelerdi.

Oysa bugün analilik ve sentetik önermelerin lemel tanımlara bağlı olduğunu biüyoruz. Böylelikle hcr dilin, o dile vakıf bir insan için anlamlı önermelerini, dilin temei tanımlanna, sözlüğüne göre mantıken zorunlu doğru, yani analüik, yinc bu sözlüğe gore mantıken zoruülu yanlış, yani çelişjk ve yine bu sözlüğe göre doğruluğu bclirlenemeyen, yani sentetik önermeler olmak üzere ilç gruba ayırabiliriz, Bu durumda analitik bir önenmenin yanlış olduğunu söyleyen önerme çelişjk, çclişik bİr önermenin yanhş olduğunu söyleyen Öncrme analitik, sentetik bir önermenin

(46)
(47)

yanlış olduğunu söyleyen öncrme ise yinc senteıik olacaklır. Scnlctik öncrmeler dil içinde kalarak doğruluğuna karar vercmediğimiz öncrmelcrdir. Bunİarın doğruluğu deneye bağlıdır. Bİr önermenin deneylenmesi konusunun ne kadar çelrefil felsefı problcmleri olduğunu burada anlatmaya gerek yok; ancak felscfi açıdan çeircfıl olan bu problem gerek günlük hayatta gerek bilim yaşamında basnçe çözülür. Benim burada esas hatırlalmak islcdiğim nokla, bütün sentetik Önermelerin dcncylcnmesinin mümkün olmadığıdır. Bu gerek deneylemenin fülen imkânsızlığından Imesela güneşin yüzcy ısısını bildiren Önerme hipotelik kalmak zorundadır) gerek deneyleme koşullarmı bİImeyişimizden ya da bizzat önermenin yapısından (mesela yukanda Russell'dan ilham alarak verdiğimiz Önerme) kaynaklanıyor olabilir.

Bilimlcrin kurduklan özel diller sayesinde, günlükdoğal dilIcrin nlaşamayacağı manlıki sonuçlara varabildiklerini söylemiştim. Acaba bilimsel teoriler, kendi Özel bilimsel dil yapıları çerçcvesinde hangi tipte önermelcr sayesinde Poppcr'İn beklediği tarzda yanlışlanabilirler?

Bilİmsel teorilerin kendi özel biçimsel dil yupısı çerçevesinde scntcük kalan önermelerden dolayı yanhşlanaınayacağı açıknr. Çünkü bir teori ancak lemel lammları, varsayımtarı açısından maniıkcn zorunlu doğru olan, yani bu özcl dil için analilik (veya zorunlu yanlış, çelişik) önermelcri sayesinde yanlışlanabilir. Bu uncrmelcr sayesinde bilim adamı şöyle demiş ülur: Eğcr Benim tcmel önermelerim doğru isc bunun mantıki sonucu olan şu önerınc dc doğru olmalıdır, ama bu önerme yanlış olmalıdır. tşlc bu koşuldadeney teoriyi yanlışlayabilir.

Bununla beraber bülün büİmlcr bu liptc önermelcr ürcimeye clverişli midir? Fi/.iğin böylesine deneyle iddialaşabilecek öncrıneler üretebildiğini biliyonız. Ancak mesela bir doğa bilimi olmasma rağmen fizyoloji boylesi önermeicr ürctcmez. Çünkü fizyolojide lamamen fiziksel ve kimyasal temel önermelerden yola çıkılmakla beraber bu öncüllcr açısından zorunlu doğru ya da yanlış olmayan, doğruluğu deneye bağlı, olumsal yyni scntclik önermelcr ürelilcbilir. Bu da fizyolojiyi üzikten çok daha fazla dcneye dayanan, teoriden uzaklaşan bir bilnrı kılar. Heisenberg biyoloji ye fızyolojinin geniş ölçüdc fi/ik ve kimyaya bağlı olduğunu, arna

(48)
(49)

bir gün biyoloji ve fjzyoloji alanında yapılacak ycni deneylerin fizik ve kimyayı kökten sarsabileceğini telkin cder. Böyle bir anlayış genc! olarak Quine'nin görüşlerine de uygundur". Bir bütün olafak bilim aslında kesinliği belli olmayan birtakım hipotczler, tanımlar, Ön kabuller vs. üzerinc kunıludur. Tıpkı balçığa çakılrnış direklcr üzcrine kurulu bir köyün gidcrek büyüyen nüfusımun bu tcmelleri çökertmesinde olduğu gibi, dcneysel bİrikim bilimsel ön kabullerin taşıyamayacağı bir boyuta da ulaşabilir.

Psikanaliz de fizikten çok fizyolojiye Benzer. Terapidc teorinin öncUllcrİni mantıken zorlayacak dcneysel bir Önerme üretmek çok güçlUr. Bunünla beraber birikimler sayesinde, yukarıda da sozUnü cttiğim gibi, klasik Freudcu dUrtü kuramı olguların ağırlığmı taşıyamamış, dağılmış, giderek kullamşsız bir kuram halini almışur.

Denıek ki kısaca şunu söylcmiş oluyoruz: Psikanalilik önermeler (yorunilar) geniş ölçüde teorinin kendi özgün dili içinde senictik öncrmelerdir. Bİr başka deyişlc psikanalitik önermeler (yorumlar), bu lcorinin öncüllerindcn yola çıkıldığında zorunlu olarak doğru olması gerekmeycn, dolayısıyla yanlışlandıklannda öncüllerin, teorinin teniellcrinin de sarsılacağı tipte önermeler değildir. Bu bakımdan fiziğin dcğil, fizyolojinin öncrmelerinc Benzerlcr. Demek psikanalüik önennelcr (yorumlar), bir şekilde yanlışlanabilscydi de teorinin temellcrini sarsmazdı. Küldı ki bu önermeleraşağıda ifade edcceğim sebcplcrle dencylcnemezler bite.

Yukarıda psikanalizin bilgi ncsncsinin ne olduğu sorusunu koymuş ve yanıtlamadan bırakmiştık. Ancak söz konusu bilgi nesnesinin nc olmadığını anlatınaya çahşmış ve bir baçka yerde diğer bilinilcrin pek çoğundan farklı bir doğada olduğunu, dolayisıyla bunlarda ahşık olduğumuz deneyleme prosedürlerinin psikanalitik sürcçtc geçersİz kalacağmı düşilnmüşlük.

Lacan, Frcud'a dayanarak psikanalizi "bilinçdışının bilnni" diye ilan cder. Althusser dc bu kanıdadır'5. Bence bu tez, fiziğin

kUtlcnin ya da enerjinin bilnni olduğunu söylemek kadar kabul edilcmez bir tcspittir. ÇUnkü bilinçdışı, psikanalizin ıcorikhipo

14.

P. Gochet, Qın'n& en Porspecive, Flammarion, 1978.

(50)

Yazıfan Küap 1., bk*. bu kitap içinde s. 181. 28

(51)

tetİk bir kavramıdır. Tıpkı kille ve enerjinin, fiziğin teorik' hipotetik kavramları olması gibİ. Fizik dış dünyanın, fizik içine devşirilebilccek, bu kurgu sisteminde düşünÜlcbilecek özelliklerinin bilimidir. Burada kütle, encrji vs. teorikhipotctik kavramlar kurgulanmış sistemin parçasıdırlar, bunlar sayesinde üzerinde düşünülen, fiziğin bilgi ncsnesi haline gclen şcyin değil. Psikanaliz dc bilinçdışını düşünmez, bilinçdışı ve daha pek çok teorikhipotctik kavramı saycsinde düşünülebilir kıldığı, kendi bilgi nesnesi halinc devşirebildiği şcyi düşünür.

Fiziğin ve diğer pek çok bilimin bilgi ncsncsine dönüştürdüğü yötileriyle dış dünyanın bilimi olduğu doğru ise psikanalitik psikoterapinin bilgi nesnesi Sandlcr ve Roscnblatt'ın tabiriylc "tcmsili dünya"16 ya da "iç dünya"dır.

"Psikanaliıik psikoterapinin ayırtedici ÖzelliğL hastanın içdünyasının araştmlmasıdır."1'

Hatırlanacağı gibi aslında analistin genelükle, gerçekte ycr alan olaylara yönelmediğini söylemiştim. Psikanalitik tcrapist açısından önemli olan bu dış dünya olgularmın hastanm iç dünyasında nusıl yaşantılandığı, değerlendirildiği, yorumlandığı, anlamlandırıldığıdır. tşte analiıik yonım da gencllikle bu tiptc bir neden sorusnnun yanıtıdıraslında.

İç dünyayı biraz aülamaya çahşalım. !ç dünyanın bir bölümünü aslında hcrkcs büİr, çünkü bu herkese doğrudan verilmiştir: Söz konusu olan sübjektif iç dünyadır. Algılar, duygular, heyecanlar, düşüncelcr, fikİrler vs. Genellikle bu iç dünyayı çok iyİ isimlendirmedcn, kendİmize bile tam olarak dile gctirmedcn, burada geçen olayların bağlantılannı kurmadan algılarız. Ancak kendİsiylc bir şekilde yüzleşmekten korkmayanianmız, meşru ve erişkin gibi duran taleplerin ardmda daha başka güdülenmelcr, daha çocuksu arzular olduğunu fark eder. Psikanalitik psikoterapide dc terapist burada ifade edemeyeoiğİmiz araçlarla hastasının iç dünyasına girdiğinde burada karşılaştığı oiayları düzenleyebilmek ve aralarmdaki bağlantıları kurabilmek için özel tcorik bir dil kullanır, ki teori bundan ibareıtir.

16.

J. Sandter and BTRosenbtatt, The Concept of Representationai World. PşyChoanalyticştudyoftheCn!ld,s&y\ 17, s. 128145.

17.

F.E. Yeomans vd., Treating the Borö&lme Patients, Basic Books, 1992, 8.12,

(52)
(53)

Kırk yaşlarında narsistik ve "hislrionik'" özellikler taşıyan bir crkek hasiam kansından şikaycl cdiyor, onu pek çok açıdan yctersiz buiuyor, ona kötü davranıyor, ama çcşiıli "kişilcr arası" baskılar ve pasifagresif tutumlarla onun istediği yönde değişmesini engclliyordu. Görünüşte bu davranışlannı öfke duyduğu eşine karşı doğal tcpkiler olarak meşrulaştınyordu. Ancak gidcrek önemli bir içgörü gücü ile aslında eşinin talcp cttiği yönde değişmesİni pek de arzulamadığını fark etmeye başladı. Görünüşleki talcbi ilc çclişcn bu ikinci cğüimi ilk planda sadistik tatminlcrdcn vazgeçmeme ve evlilik dışı ilişkilcrini sürdürürken yaşadığı suçluluk duygularını hafifletme, ilişkileri meşruiaştırma hedefİne yönclikli. Psikanalitik Ncsnc Ilişkilcri kuramma görc sürdürülen daha derinlemesine çalışma Üç yılda daha pek çok sonucun yanında şu sonucu verdi: Tamamen bilinçdışı dilzeyde kendisini daima yetersiz hissetmesine yol açan, ycterliliği konusunda bir türlü talmin edilemeyen bir larzda algıhdığı ve kompulsif bir hırsla yeterliliğini kabul ettirmeye çalısnğı Oidipal annesi karşısındaki öfkesini, ona ikame eltiği eşine yönelttiği gİbi, eşinİ sürekli yetersiz olarak algılayarak Oidipal annesi ile özdeşleşiyor ve iç dünyasındakİ Oidipal benlik tasarımını da eşine yansıtarak onu yetersiz konumda lutmaya, böylcce kadınlar karşısında yaşadığı derin yetersizlik duygularını bastırmaya, bu sadistİk manevralarla düşük benlİk saygısını yUkseltmeyc çalışıyordu.

Bu durumda göruldüğü gİbi lerapisl için dış dünyada gerçek bir kötü cvlilik ilişkisi, gerçeklen yctcrsiz bir eşten çok, iç

<İünyada bu ilişkinin neden böyle algılandığı, yonımlandığı,

yaşannlandığı sorunu ön plana çıkar. Bn elbettc ki gerçek dünyada gcrçek hiçbir olumsuzluğun olmadığı anlamına gelrnez. Ama lerapistİn bilgi nesnesi gerçek dünya değil, bu imgesel dünya, iç dünyadır. Tcrapisl nc gerçek cşi nc gcrçektc yaşanan iüşkiyi nc gerçek ana babayı ne gerçek çocukluğu bilir; aslında bilmesi de gerekmez.

Nilekim yukarıdaki önıekie özclliklc anncnin gcrçekicn söz konusu niteliklere sahip olmasnıdan çok, hastanm iç dünyasında

* HistriorJk: Histeri benzeri. Günümüz psikiyalrisinde histehk kiştlik özelükteri laşıyan, anoak gene'llkle daha cfek* \>r Klnik seyir gösteren günıhu nltetemek içjn kullanıian kavram.

(54)
(55)

unncsi ile giriştiği nesne ilişkisinden içselleştirdiği benlik ve ncsne "tasanmlarınr' vurgulayan bir dil kullantlmıştır. Böylece

Miç dünya" kendi içinde kapalt ve kendi iç dinamikleri olan bir

sistcni olarak düşünülmüştür. Yani bu düşüncc sisteminde her şey ndeta dış dünyadan bağımsız gibidir. İşte psikanalizde görunmeycn, unutulan, ihmal edilen bu şey, yani gerçek gerçeklik sayesindc. bİr görünür alan, bir incclcme aianı, bir bilgi nesnesi yaratılır ki psikanaliz kendi teorikhipotelik kavramlanyla söz konusu ıhmal etme, indirgeme saycsinde Ön planaçıkan bu alanı düşünür.

Bu noktada ilginç olan şcy şu ki aslmda terapist incelediği şcyi nsla doğrudan gözlcyemez. İnsamn sübjektif iç dünyası ancak kcndine verilmiştir ve başka bir insanın doğmdan algısına kapalıdır. Terapist bu iç dünyayı, ancak jesı ve mimiklcrden, davranışlardan, ama özelliklc bu iç dünyanın Özne tarafından dile geiırilmesindcn yolaçtkarak, dolayısıylaanlayabilir.

Analitik ortamda özne başarılı bir terapinin vazgeçilmez koyılu oiarak tüm dürüstlüğüyle bu sübjeküf İç dünyayı dilc geHrmeye başladıkça giderek daha karmaşık deneyimlcrle karşılaşır. Kcndisindc akılcı benliği ilc kontrol edcmediği yönlcri fark eder, lu/ı duygulann, hcyccanların, fikirlerin sübjektif iç dünyasında ■deia yerdcn biter gibi bcliriverdiğini fark eder ve bunların nercdcn geldiğini araştırmaya koyulur.

Terapist ise özel bir dinleıne konumundadır. Hastasını dinlcrkcn kendi iç sesine, İç dünyasına kulak verdiği,(hastasını

kendi IV dünyasında dinlediği çok Özel ve ulaşılması güç bir dinleme nı/ıdır bu. Tcrapist herhangİ bir yoruırı vermek için kendini zorl.nnaz. bir sorunu dcrhal çözmek için kafa patlatmaz, dcbelenmez bu leknik dinlcmede. Yorum hastaya verilebilir kıvaına ve teorik biıtünlüğe ulaşmadan önce terapistin iç dünyasında önceliklc bir iı.ımmaddc, bir sübjektif yaşantılama olarak kendiliğindcn bclirİr. Ve tcrapist kcndi iç dünyasında giderek bclircn bu fenonıenlcri inecleycrek ve teori ilc açıklayarak yorurnu hasiaya verilebilir kı^ama getirir. Bu süreçtc, ilginç bir şekildc kendi iç dünyasını dile |ctırdikçe, ona dışarıdan bakmaya başladıkça hasta da aynı süreci (erstcn yaşantılamış veyorumu alacak kıvanıa gclmiştir; kimi kcz ■D "doğru" yorumlar hastanin kendisinden gelir.

(56)
(57)

cak yönlerini verdiğimü bu koşullarda psikanalitik bir öncrmenin (yorumun) deneylenmesi nasıl mümkündür?

Şüphe yok ki diğer pek çok bilimde olduğu gibi elle tutulur, gözle görünür bir materyal üzerinde gene ele gelir bir arada çalışılmamaktadır söz konusu koşullarda. Bununla beraber/iç dcncyim sayesinde duyguların, düşUncclcrin, hcyecanların, kısaca sUbjektif iç dünyanın bir varlık durumu olduğunu biliyonız/Bu durumda yorumun kcndisini bu deney ortamına uygun bir dcncy aracı olarak kabul edemez miyiz? Nilekim hastanın terapistle ilişkisi sırasında bu iç dünyaya bir müdahalcdc bulunulmuş, bir dönüşüm yaratılmışnr. Nüekim soyut bir bakış açısından fızikte, mesela mekanikte dcney bir bakıma benzcr koşullar sağiamaz mı?

Hastanın terapistlc ilişkisinde iç dünyasında verilcn yorumlar saycsinde belli bir dönüşUm olduğunu ve eğer terapi başanlı olmuş ise genellikle nevrotik belirtilerin gcrilemesine yol açtığım biliyoruz. O halde bu sonuçlar yapıtan müdahalenin "doğru" olduğunu göstcrmez mi? "Doğru" ile "yararlı"yı karıştırmamak gerek diyelim kısaca.

Bizim burada araşUrdığımız şey, müdahalcnin yararlı olup oimadığı değil, psİkanalitik önermenin (yorumun) doğru olup olmadığına deneysel olarak nasıl karar vercceğimizdir. Bizi çıkmaza sokan dumm şudur: Verilen yorum yanlış olduğunda hastanın iç dünyasında şu dejişiklik, doğru olduğunda bu değişiklik meydana gclir diyemiyoruz.

Sözgelimi C.L. Strauss'a dayanarak, antropolojik verilere görc Şamarılarm da bclü bir ölçüde psikoterapi yapabildiğini; daha doğrusu psikoterapi ile ulaşılan iyileşmeye benzer değişikliklcre ulaşabildiğini söyieyebiliriz. Modern insanın bu yöntemlere ve bu yöntemlerin ardındaki tcorİIere İnanmasına imkân yoktur. Demek ki sadcce iyileşme bir ölçüt olamaz.

Kaldı ki çok doğru olduğuna emin olduğumuz. hatta hasta tarafından döğruluğu kabul cdilen yorumlar da bazen en azından geÇici bir süre İçin olumsuz etkİ gösterebilir. Bu olgu muhıemelen kimi kcz hastamn iç dünyasında bclli bir yapılanma ile uğraşırken, onunla bağdaşık daha karmaşık bir yapılanmayı gözden kaçırmamızdan kaynaklanır. Kimi kez hastanın kendi iç dünyasını lanımasına rağmen, dış dünyadaki gerçek ilişkilerinin gercekıen

(58)
(59)

dc bazı temel niteliklcri taşımaması, dolayisıyla tam bir hüsran ile alakalıdır. Ancak bu son koşulda "bazı temel nitelikler"den ne anlamak gcrektiği de psikanalizin araştırma alanı dışındadır.

Tekrarlarsak, psikanalitik önermenin (yorumun) doğru ya da yanlış olması fıalinde iç dünyada ne gibi bir değişiİclik görülmesi gerekıiğini dencysel anlamd.t Önceden bilemiyoruz. Dcmek ki psikanalitİk önermelcr (yorumlar) deneylenebilir gibi gözükmüyor.

Acaba neden? Çünkü psikanalitik Önermelcr (yorumlar) deneysel değil, hipoletİk önermelerdir. Bir başka deyişle psikanaütik onermelcr (yorumlar) bazı olgulan açıklamaya yarar; hepsi bu.

Psikanalitik yorum verildiği zaman hastanın iç dünyasında ilk bakışla bağlantısız, dağınık gibi duran bazı fenomenleri açıklayan küçük bir teori kurulmuşıur aslında. Bu küçük teori, büyük teorinin; yani hangi genel psikanalitik teori ile çalışıyor ise onun içinde, bu genel teori açısından mümkün, olumsal bir önermeye, bir hipotezc dayanır ki yorum bu hipotezden ibarettir.

Psikanalitik çalışmada her bir yorum bir dizi iç dünya olayını .ıçıklayan, bağlanlılandıran, anlamlandıran, küçük bir tcoridir dedik. Ancak analitik süreçic verilen yorumlarla hasianın iç dünyasında ycni fenomenler. rüyalar, dirençler, duygular vş. gclişir, unululmuş anılar canlanır, tcpkiler yenilcni.r. Bu sürcç analizin gidcrek derinleşmesine ycni yorumlara, bunlar yeni iç dünya fenomenlcrine yol açar. Boylccc yeni ortaya çıkan fcnomenlerdc ilk planda yoruminnmayan, diğer fcnomenlerle birliktc ele almır, yonımlanır, giderek olguları adeta öbek öbek toparlayan hipotezlcr ıl.ılıa büyük. kapsayıcı hipotezlerle bir araya getirilir, açıklanır. Nlcaİ koşullarda bu teorikhipotetik büıünleşme "gclişimsel lam ycniden kurgulama" nokiasına ulaşır. Bİr başka deyişlc hastanın bemen hemen bütün olarak iç dünyasıntn gelisimi açıklanır.

Dikkat edilirse burada yapılan işlem bir teori kurmaktır. Bu leori gencl psikanaliz tcorisinin tcnıel ilkelerine uygun, ama onun Inrafından manlıken zorunlu kılınmamış birküçük leoridir. İşiebu ncdenle psikanalitik önermelcrdeneylenemez, çtinkü deneysel deJildirler, yanlışlanamazlar.

(60)

olarak bilimlcrin amacı olarak koyduğumuz şu koşulu bile sağlayamadığını söylemek durumundayız: Bilimlcrin temel amacı gerçeklik

(61)

hakkında mantıki işlem yapma kapasİıcsini arttırmakiır. Çünkü cğer mantıki işlcm yapmaktan, doğru kabul edilen önenrıelerdcn eğcr bunlar doğru ise mantıken zorunlu doğru öncrmelcr elde etmeyi anlarsak, psikanalitik önennelcr (yorumlar) teorinin temel önermelerindcn mantıki zorunlulukla elde edilmiş önermelcr de dcğildir. Tam lersinc bunlar adeia bazı iç dünya olaylannı dİIe gctircn öncrmeleri açıklayan, bir başka dcyişle bu ikinci öncrmeler. grubunu mantıken eldc elmeye yarayan kurgulanmış önermelerdir. Demek ki psikanalitik öncrmeler, gerçeklik (burada iç; dünya olayları) lıakkında mantıki işlcm

yapmayı bile sağlamaz," sağlayamaz.

Peki o haidc psikanalitik öncrmeleri (yorumlan) ve psikanalitik leorileri nasıl bir çerçevedc düşünmeüyiz? Psikanalitik teorileri bilimsel olarak kabul cdebiür miyiz?

Psikanaliz özcl bir "teorik sorunsah"nın olması, bu sorunsala devşirerek düşündüğü, elc aldığı bilgi nesncleri (iç dünya olaylan), içerdiği teorilcrin mantıki yapısı itibanyla diğer bilimlerin çalışına tar/ına benzer. Ancak Özelliklc dcncylcncbilir Önermelcr ürelmek konusunda diğcr btümlcrdcn farklılaşır. Üstelik pratikte, deneydc mantıki çalışma tarzı da bir bakıma diğer bilimlcrin tcrsi istİkanıettedir.

Ancak psikanaliz mantıkİ işlcm kapasücsini arttıramamakla bcraber, bilgi ncsnesini yani iç dünya olaylarmı akılcı bir tarzda düşüncbilme imkânlannı gçnişletir. Bu bakımdan da bir olçüde olsun diğer bilimlere yaklaşır.

"Akılcı birtarzda düşünmek"le ncyi kaslediyorum?

Yukanda Piaget'den yapugım alıntıda "mantığm kanitlama sanalı"o!duğu söyleniyordn. Aslında günlük yaşamda mantıken kaüıtlanamayan, üstelik dcncysel olarak da kesinlikle göstercnıcdiğinüz pek çok şeyc inanırız. Bu tipte inançlanmızın bir bölümüne de bize akılcı gcldiği için inanınz. Akılcı gelcn inançlarnnız mümkün gibi gözttkür bize. Emin olrnasak da ikna oluruz. Şüphe yok ki ikna olduğumuz, bize akılcı gelcn inançlarumz fağın ve kültürün özcllikleriıü taşır.

Şimdi genel olarak bilimlerin durumuna bakalım. YuJcarıda bilimlerin kökcninde bazı tarumlunn, kabullerin. hipotezlerin vs. bulunduğunu Söylomiştim. Bilimlcr bn temel öıicrmelerden yola

(62)

çıkarak mantıki kanıilamalara gidebİIİyorlar ise de tejTjıci önermelerin daima kanıtlamaıun dışında kaldığı göz önüne alındığında genel olarak bilimlerin de aslında kanıtlamadığı, sadece bizc akılcı gözükcn, ikna edicisonuçlara ulaşlığı hcmen fark cdilir.

İkna eimek, şüphe yok ki inandırmanın bir biçimidir. Ama diğer inandırma türlcrinden farklı olarak inandınlanın da akıl yürütmesinc, karşı çıkmasına fırsal tanıyan bir inandırmadır bu, ötekini hesflba katan bir lartışmanın ürünüdür. Bu bakımdan ashnda manlığın lemel özclliğini taşır; kendinden merkezsizleşebilmek, ortak bir plalforma çıkabilmek. Bu bağlamda verdiği yorumu ınesleki oioritcsini kullanarak hasiasına kabul eltirmeye çahşan terapisl doğru çahşmıyor dcmektir.

Psİkanalilik Önermeler (yorumiar) ne manlıkcn kesin doğru ne dc dcneysel anlamda doğrtıdtır, ama akılcı ve ikna edicidir. İşte tam da bu noklada psikanaliıik leoriler gencl olarak bilimlerin ortak özelliğini paylaşırlar, Bu özelliğİn en azından modern felsefe tarafından da paylaşıkhğını kabul etmek gerekir. SonuÇ olarak K. Popper'e tekrar gcri dönersek gerçekten de psikanalizin yanhşlanabilir önermeler ilretmeye yatkın olmadığmı lekrarlamak gerekir. Ancak bu sebcplc psikanalizin bilimsel olınadığı söylenebilir mi?

Psikanalilik tcorilcr pozitif yönlcri bakımuıdan kcndine özgü lcorik sorunsalları, Özgün bilgi nesneleri, teorilcrin mantıki iç tularlıhğı, akılcıhğı ve ikna ediciüği, bügi nesneleri hakkında manlıki işlcm yapabilme değilsc dc genel enlamıyla düşünebilme alanını genişletmeleri bakmnndan diğcr bilinılere l>cnzer. İşte bu nedcnlc psikanaütik teorilcrin gelişmesi, gtderek daha çok "iç dünya olayını" açıklayan daha kapsayıcı leorilcr kurulabilmesi, bski bazı teorilerin unululması, icrk edilmesİ mümkün olabümektedir.

Yukarıda psikanalilik önermelerin deneysel anlamda doğruluk ya da yanhşhk dcğeri alamayaca|mı, ancak ikna cdici ve akılcı oldnğunu söylerkcn basilçe ve sadece anaftzdeki öznenin ikna edilmesi sürecini anlatmak istemedim. DojŞruhık, yanlışlık değori ilc

(63)

Figure

Updating...

Related subjects :