• No results found

beyin-nlp

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "beyin-nlp"

Copied!
187
0
0

Loading.... (view fulltext now)

Full text

(1)

---Posted by: "NESRİN BOSTANCI"

[email protected]

nsrnbstnc

Wed Sep 27, 2006 12:41 am (PST)

bu siteden kopyaladım:

http://www.geocitie s.com/unlimited2 012/shift/ schumannresonanc e.html

SIFIR NOKTASI ve SCHUMANN REZONANSI Baskı Versiyonu

Gregg Braden son günlerde Amerika eyaletlerini ve medyayı0 gezerek Dünya'nın Foton Kuşağı'ndan geçtiğine ve Dünya'nın ratasyonunun yavaşladığına dair bilimsel kanıtlarını anlatıyor. Aynı zamanda Dünya'nın rezonans frekansında bir artış bulunmaktadır. (Schumann Rezonansı) Dünya dönüşünü durdurduğunda ve rezonans frekansı 13'e ulaştığında sıfır noktası manyetik alanında olacağız. Dünya durduktan sonra 2 ya da 3 gün içinde ters yöne doğru tekrar dönmeye başlayacak. Bu durum

Dünya'nın etrafındaki manyetik alan içinde ters yönde ani bir değişikliğe sebep olacak. Jeofiziksel Durum #1: Dünya'nın Yükselen Temel Frekansı Dünya'nın zemin temel frekansı, ya da "kalp atışı" (Schumann Rezonansı, SR, olarak adlandırılır) hızla artmaktadır. Coğrafi bölgelere göre değişkenlik göstermesine rağmen, onlarca yıldır toplam ölçüm 7.8 devir / saniye'yi göstermekteydi. Bu değerin sabit olduğu düşünülüyordu ve global askeri haberleşme sistemi bu frekans üzerine geliştirilmişti. Son rapolar

oranın 11 devire ulaştığını ve yükselmeye devam ettiğini söylüyor. Bilim bu oranın neden yükseldiğini ya da yükselişe neden olanın ne olduğunu bilemiyor. Gregg Braden verileri bu konu üzerinde çalışan Norveçli ve Rus araştırmacılardan aldı; Amerika'da çok geniş çapta raporlama yapılmıyor. (SR üzerine tek referans hava ile ilgili ve sadece Seattle Kütüphanesinde referans bölümünde bulunmaktadır. Bilim SR'yi sıcaklık değişkenlerinin ve dünya çapında hava durumlarının hassas göstergesi olarak kabul etmektedir. Braden değişen SR'nin son zamanlardaki şiddetli fırtınaların, sellerin ve havanın bir faktörü olduğuna inanıyor.) Jeofiziksel Durum #2: Dünya'nın Azalan Manyetik Alanı Bir yandan dünyanın "pulse" oranı yükselirken diğer yandan manyetik alan kuvveti azalmaktadır. New Mexico Üniversitesi Profesörü Bannerjee'ye göre, son 4000 yıl içinde manyetik alan yoğunluğunun yarısı kaybetti. Manyetik alan kuvveti, manyetik kutupların tersine dönmesinin bir habercisi olduğu

için, Prof. Bannerjee, başka bir değişimin gelmekte olduğuna inanıyor. Braden, devirsel "Yer

değiştirmeler" ters dönmeyle birleşik olduğu için manyetik dönüşümün belirtisi olan dünyanın jeolojik kayıtları ayrıca tarihte daha önceki "Yer değiştirmeler"i de işaret etmektedir. Zaman ölçüsünün büyüklüğü düşünüldüğünde, bunlardan sadece bir kaç tane mevcuttur. Schumann Rezonansı Nedir? İster inanın, ister inanmayın, Dünya dev bir elektrik devresi gibi davranmaktadı r. Aslında atmosfer zayıf bir iletkendir ve eğer hiçbir şarj kaynağı olmasaydı varolan elektrik yükü yaklaşık 10 dakika içinde dağılırdı. Dünya'nın yüzeyi ve iyonosferin iç kısmı arasında 55km'lik bir boşluk bulunmaktadır.

Herhangi bir anda bu boşluk içindeki toplam yük 500,000 Clombtur. Yeryüzü ile iyonosfer arasında 1-3x10-12 Amper / m2'lik bir dikey akım akışı vardır. Atmosferin rezistansı (direnci) 200 Ohm'dur. Potansiyel voltaj 200,000 Volt'tur. Dünya çapında herhangi bir anda yaklaşık 1000 şimşek çakmaktadır. Bunların her biri 0,5 ila 1 Amper üretmektedir ve Dünya'nın elektromanyetik

boşluğundaki akım akışının ölçümü için hesaplanmaktadı r. Schumann Rezonansları bu boşlukta varolan ve aralarında az da olsa benzerlik gösteren elektromanyetik dalgalardır. Yaydaki dalgaların da olduğu gibi, her zaman mevcut değildirler, fakat incelenebilirliğ in olması için reaktif olmak

zorundadırlar. Dünyanın içsel faktörleri, kabuk ya da çekirdek tarafından oluşturulmamaktadı r. Atmosferdeki elektriksel faaliyetlere ait gibi görünmekteler, özellikle şiddetli şimşek faliyetlerinin

(2)

oluştuğu zamanlarda. 6 ila 50 devir / saniye arasındaki frekans değerlerinde meydana gelmektedir; özellikle 7.8, 14, 20, 26, 33, 39 ve 45 Hertz'de, +/-0.5 Hertz'lik varyasyon ile.

Sonuç olarak Dünya'nın elektromanyetik alan özellikleri aynı kalırsa bu frekanslarda aynı kalır. Tahminen Dünya'nın iyonosferi, Güneşin 11 yıllık macula? devrinin sonucunda bu duruma cevaben değişime uğramaktadır. Çoğunlukla SR

2000 ile 2200 birim zaman aralığında daha kolay görülebilmektedir. Atmosferin bir yük, bir akım ve bir voltaj taşıdığı göz önünde bulundurulursa böylesine elektromanyetik dalgaların bulunması hiç de şaşırtıcı değil. Dünyadaki bu boşluğun rezonans özellikleri ilk defa 1952 ve 1957 yılları arasında Alman fizikçi W. O. Schumann tarafından ortaya atılmış ve 1957 yılında Schumann ve König tarafından kanıtlanmıştır. Bu fenomenin ilk spiritüel tasviri 1960 yılında Balser ve Wagner tarafından hazırlanmıştır. Son 20 yıl içindeki incelemeler, denizaltılarıyla Ekstrem Düşük Frekanslı haberleşme araştırmalarını yürüten Deniz Kuvvetleri Bölümü tarafından yönetilmektedir. Daha fazla bilgi için: "Handbook of Atmospheric Electrodynamics, vol. 1", Hans Volland, 1995, CRC Press. 2. Bölüm tamamıyla Schumann Rezonansları üzerinedir ve Davis Campbell tarafından yazılmıştır. (Geophysical Institute, University of Alaska, Fairbanks AK, 99775) Ayrıca bu araştırmanın tarihçesi ve geniş bir bibliografisi de bulunmaktadır. MUHTEMEL SONUÇLAR

Sıfır noktasına yaklaştığımızda zaman hızlanmış olarak tezahür edecek. Buna göre 24 saatlik zaman dilimi, 16 ya da daha az saatte yaşanmış olacak. Binlerce yıldır SR'nın 7.8 devirde olduğunu, fakat 1980 yılından beri artmakta olduğunu hatırlayın. Bugün bu değer yaklaşık 12 devirdir. Ve 13 devire ulaştığında duracak.

Sıfır noktası ya da Çağların Değişimi, kadim insanlar tarafından binlerce yıl önce bildirilmişti. Bir çok değişimler meydana gelmiştir; her 26000 yıllık Ekinoks geçişi sürecinin yarısı olan 13000 yılda bir. Sıfır Noktası ya da manyetik kutupların ters dönüşü muhtemelen yakında, birkaç yıl içinde, belki de her 20 yılda bir 12 Ağustos tarihinde gerçekleşen Dünyanın dört devir bioritmi ile eşzamanlı olarak

gerçekleşecek.

Sıfır Noktasından sonra Güneşin batıdan doğup, doğudan batacağı da söylenmektedir. Bunun daha önce gerçekleştiğine dair çok eski kayıtlar bulunmaktadır.

İlginçtir ki Yeni Dünya Düzeninin 2003 yılında hayata geçeceği planlanmıştır. Bu, bir çok etkene ve gündeme bağlı olarak olabilir de olmayabilir de. Fakat merkezde kalın ve sezgilerinizi takip edin. Sıfır Noktası değişimi muhtemelen bizi 4. boyuta sokacak. Burada, düşündüğümüz ve istediğimiz her şey hemen tezahür edecek. Bu Sevgi'yi ve Korku'yu içermektedir. NİYETİMİZ en yüksek öneme sahip olacak.

Bildiğimiz bir çok teknoloji işlemez hale gelecek. İstisnalar Sıfır Noktası ya da serbest enerjiye dayalı olan teknolojiler olabilir.

Sıfır Noktasına yaklaştıkça fiziksel bedenlerimiz değişmektedir. DNA'larımız 12 sarmallı yapıya yükseltilmekte. Yeni bir ışık beden yaratılmakta. Daha sezgisel bir hale bürünüyoruz.

Maya Takvimi şu anda gerçekleşmekte olan bütün değişimleri önceden bildirmiştir. Buna göre biz teknolojinin ötesine doğru ilerlemekte, Doğanın ve Evrenin natürel devirlerine dönmekteyiz. 2012'de 5. Boyuta gireceğiz. (Sıfır Noktasında 4. Boyuta geçtikten sonra)

(3)

Paranın ve zamanın ötesine geçiş yapıyoruz; Korkuya dayalı kavramların tamamen ortadan kalkacağı...

---? Güneşin yüzeyinde güçlü bir manyetik alan ile birlikte periodik olarak beliren soğuk kara lekeler.

__._,_.___

---Akıl Haritasının Kullanım Alanları

Akıl Haritası tekniği, yaşamın hemen her alanında, düşünmeyi gerektiren her konuda kullanılabilir. Bu alanlardan başlıcaları şu şekilde özetlenebilir:

-günlük, haftalık, aylık, vb. planların yapılmasında; -not tutmada;

-bir projeyle ilgili strateji belirlemede; -kitap, konu, makale, vb. özetlerinde; -konu anlatımlarına girişte veya sonuçta; -sunumlarda;

-beyin fırtınası yaparken; -ders çalışırken; -vb. pek çok alanda..

Akıl Haritası Tekniğinin Kullanımı

Akıl Haritası tekniğinin kullanımında iki temel malzemeye gereksinim vardır:

-Çizgisiz , en az A4 boyutunda kağıt (eğer mümkünse A3 boyutunda kağıt tercih edilmelidir). Kağıt, yatay olarak kullanılmalıdır.

-Renkli kalemler (mümkünse çok sayıda renkte ve farklı kalınlıklarda keçeli kalemler)

Gerekli malzemenin temin edilmesinden sonra akıl haritasının konusu seçilir. Eğer konu bilgi aktarımı ise, öncelikle konuyla ilgili verilerin toplanması, bu bilgilerin incelenmesi gereklidir (örneğin bir hikaye, öykü, kitap, vb. özeti ise öncelikle okunması gereklidir). Eğer konu bir plan veya proje türü etkinlik ise, harita çiziminde “beyin fırtınası” tekniği kullanılmalıdır. Bu nedenle beyin fırtınası tekniğinin akıl haritasından önce ele alınması gereklidir. Eğer bu

yapılamıyorsa, akıl haritasını yaparken düşüncelerin tamamen serbest bırakılmasına ve akla gelen her türlü düşüncenin kaydına özen gösterilmesine dikkat edilmelidir.

Akıl Haritası iki temel bölümden oluşur: üretme ve düzenleme. İlk bölüm olan üretmede, adımlar şu şekilde sıralanır:

•Temel konu ve bu konunun sembolü yatay olarak kullanılan kağıdın tam ortasına çok büyük olmayacak şekilde yazılır ve çizilir ve dikkati bu noktaya çekmek için kalın çizgilerle belirginleştirilir;

•Temel konuyla ilgili akla gelen her türlü düşünce, bu temelden çıkan oklar (kollar) aracılığıyla şekle eklenir. Ancak bu süreçte uyulması gereken bazı kurallar vardır:

oAnahtar kelimelerin kullanımı: düşüncenin sadece bir tek kelime ile ifade edilebilmesine özen gösterilmelidir. Bu şekilde düşüncelerin temel elemanlara indirgenmesi hedeflenmiştir.

oHer kelimeye bir sembol eşlik etmelidir: akıl haritasında kullanılan her kelime mutlaka bir sembolle ilişkilendirilmelidir, ancak bu şekilde beynin her iki yarıküresi de aktif olabilir. Soyut kavramların bile sembolle ifade edilmeye çalışılmasına özen gösterilmelidir.

oRenklerin kullanımına özen gösterilmelidir. Renk kullanımı hem dikkat çekilmek istenen noktaların vurgulanmasında, hem de sembollerin daha etkin şekilde çiziminde yardımcı bir unsurdur.

oDikkat çekilmek istenen noktalar daha kalın çizgilerle belirginleştirilmeli, ana ve yan dallar net olarak ayrıştırılmalıdır. oHer dalda sadece bir tek kelime ve sembolü bulunmalıdır. Bu düşünceden çıkan yeni düşünceler ise ayrı dallarla çıkarılırlar.

•Temel konuya eklenen dallara, alt dallar eklenerek akıl haritası geliştirilir. Bu kısımlarda da yukarıda belirtilen kuralların kullanılması gereklidir.

•Eğer eklenen düşünceler yenilerini getiriyorsa bu işlemlere akıl haritası tamamlanıncaya kadar devam edilir.

İkinci bölüm olan düzenleme, üretme bölümünün sona ermesiyle başlamaktadır. Bütün düşünceler aktarıldıktan sonra, akıl haritası incelenerek eğer gerekli görülürse eklemeler veya düzeltmeler yapılır. Bu düzeltmeler bazen haritanın yeniden yapılmasını gerektirebilir. Bu aşamanın tamamlanmasıyla akıl haritası son halini almış olur.

(4)

Kaynak : www.erg.sabanciuniv.edu

---Bakıldığında yüzünden ışıltılar yayılan yaşlı bir kadına sordular:

‘Yüzünden nasıl böyle güzellikler yayılıyor?

Sırrı nedir bunun?’

Cevabı şöyle oldu yaşlı kadının:

‘Her bir uzvumu ayrı bir kulluğa adadım

Dudaklarımı gerçeğe

Sesimi hayra

Ellerimi sadakaya

Kulaklarımı merhamete

Kalıbımı izzete

Kalbimi de muhabbete.

Ve bir yaralı kuştan

Düşmanıma kadar herşeye

Hep dua ediyorum.’

---Kanada'da yapýlan bir araþtýrmaya göre, dini meditasyonda, bazý bilim adamlarýnýn

savunduðu gibi beynin sadece bir kýsmý deðil, birçok bölgesi harekete geçiyor.

Montreal Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nden Dr. Mario Beauregard ve ekibi tarafýndan

yürütülen araþtýrmada, 23 ila 64 yaþýndaki 15 rahibenin dini meditasyon sýrasýnda beyin

faaliyetleri MRI (manyetik rezonansla görüntüleme tekniði) ile incelendi.

Sonuçlarý bu hafta Neuroscience Letters adlý dergide de yayýmlanacak araþtýrmada, bazý

bilimadamlarýnca 10 yýl kadar önce dile getirilen ve beynin ön tarafýnda dini inanýþý

yöneten 'tanrý noktasý' adlý özel bir bölgenin bulunduðu teorisinin sorgulanmasý amaçlandý.

'Ön lob' ile sýnýrlý deðil

Dr. Beauregard ve ekibi tarafýndan yürütülen araþtýrma, dini ibadete odaklanma sýrasýnda,

beynin faaliyetinin sadece 'ön lob' ile sýnýrlý kalmadýðýný ortaya çýkardý.

Araþtýrmasýnýn sonuçlarýný yorumlayan Dr. Beauregard, "beyinde tek baþýna bir tanrý

noktasý bulunmuyor. Bu tip faaliyet sýrasýnda, duygulanma, benlik bilinci veya vücudu

boþlukta betimleme gibi deðiþik fonksiyonlarla birlikte tüm beyin çapýnda karmaþýk bir

hareket söz konusu" dedi.

Deneyleri sýrasýnda, rahibelerin kendilerine "tanrý ile birlikte bir mutluluk ve barýþ

duygusu" hissettiklerini anlattýklarýný söyleyen Beauregard, bu sýrada özellikle beynin

heyecan kýsmý olan limbik sistem bölgesinde bir hareketlenme tespit ettiklerini kaydetti.

Ýncelemeleri sýrasýnda vücudun betimlenmesine baðlý bir bölge olan yan kortekste de

deðiþiklik belirlediklerini anlatan Beauregard, din adamlarýnýn meditasyon sýrasýnda

vücutlarýný daha az hissettiklerini söylemelerinden ötürü beynin bu bölümünün önemli

olduðunu belirtti.

Kanadalý bilimadamý, bu faaliyet sýrasýnda beyin dalgalarý seviyesinde bir yavaþlama tespit

ettiklerini de belirtti.

(5)

Dr. Beauregard, "beyin dalgalarýný isteðe baðlý olarak yavaþlatmak olanak dýþý. Bu durum

bize dini meditasyon sýrasýnda elektrik seviyesinde beynin çalýþmasýnda bir deðiþiklik

olduðunu gösteriyor" dedi.

---Bilim Teknik 08.09.2006

AYLAK BİLGİ

Tahir M. Ceylan

[email protected]

Zihindolu olmamak, kendine yazık etmektir. Akciğerin kıvrımları açılıp

yayılırsa, bir tenis kortu kadar alan ediyor. Her nefeste alınan

havaysa o koca alanda, tenis topu kadar ancak geliyor. İnsana ne çok

nefes lazım? Beyin orta boy bir sini genişliğinde yüzeye sahip, bir

düşüncenin hiç denecek kadar yer işgal ettiğini varsayarsak, havadan

daha fazla insana düşünce lazım!

Zihindoluluk

Başlığı mindfulness'ın karşılığı olarak kullandım. Zihindoluluk,

basitçe hiçbir yaşam sürecini kaçırmadan, yaşamla interaktif kalarak,

yaşadığımız döneme karşı sorumlu ve akıl dolu hareket etmek demektir.

Bu bir hedeftir, buna ulaşabilmek için şimdiyle dolmak, geçmiş ve

geleceği şimdi için kurban etmek önemlidir. Peki neden şimdi? Çünkü

şimdinin geriye ve ileriye doğru uzantıları somut anlamda hayat

değildir, onlar iz ve gölgedir.

Evet geçmişle gelecek vardır, ama onlar ancak şimdinin zihniyle

anlaşılan, bugünün elleriyle yoklanandır. Hangimiz geçmişi bugün, dünü

yaşadığımız çocukluğun gözüyle görüyor, hangimiz geleceği,

yaşayacağımız yaşlılığın zihniyle anlıyoruz?

Şimdi, şüphesiz acıdan ibaret değildir, ama daha çok acı içerir.

Bugünden bakıldığında geçmiş ve gelecekte acı yoktur. Çünkü, geçmişin

acısı artık acı değil, dayanıklılığımızla bize övünç veren bir anıdır.

Gelecek için söyleyeceğimiz de odur ki, kimsenin hayallerinin içinde

acı olmamıştır, varsa bile onlar, başkasından şefkat toplamaya ve

narsist bir ruhu doyurmaya dönük aldatmacalar, beyni bedeni "hamhalat"

biçimde var etme çabalarıdır.

(6)

Oysa ben zihni düşünce ve sorumlulukla doldurmak peşinde beyni nasıl

harcarız onun derdindeyim. İnsanı yaksan, sonra külünü eleyip

elementlerini toplayıp satsan 38 YTL ediyor; zihni dolu değil de zihni

külse insanın ucuza gidiyor! Diyebilirsiniz ki, bunları konuşmak

boşuna, zihnikül kim var ki aramızda. Var: 8 yaşındaki çocuğunu,

tecavüz edilir korkusuyla, fermuarından asma kilitle kilitleyip okula

öyle gönderen annelerimiz ve tuvalete okulda pantolon yırtılarak

sokulan çocuklarımız var bizim (Özen Ş, Anadolu Psikiyatri Dergisi

7:121, 06)

İkinci olarak zihindoluluk, derin biçimde farkında olmak, her olayı

şuurla karşılamak demektir. Bu, olayları neden sonuç bağlantıları

kurarak algılamanın ve tekrarlayan olaylarda bir varsayım yaratmanın

önünü açar. İlk farkındalık ikinci olayı, birinci varsayım bir düzine

yaşamı anlamamızı kolaylaştırır. Biraz karışık olsa da söylediklerim,

O. Wilde'dan bir hatırlatmayla zafiyetim konusunda vereceğiniz hükmün

önüne geçmek isterim: Bilim çok az saf olup, asla basit değildir.

Zihindolu bir yaşamda, yaşamın olgunlaştırdığı kararlar vardır,

hamlığın zorladığı hükümler değil. Kahil bir insanda olması gereken

kabullenmedir; kabullenme hüküm vermemenin abartılmış halidir aslında.

Reddetmeleri sıklaştırırsak hüküm vermiş, hüküm vermeleri yok edersek

kabullenmiş oluruz. Bir yaşam, şimdi olup biten her şeyi kabullenecek

bilgeliğe, geçmiş ve gelecek için verilecek her hükme direnecek güce

sahipse muhteşemdir. Hüküm vermek, kendini değil nesneyi değiştirmek,

yaşama haksızlık etmektir. Kabullenme ise dünyanın karşısında kendine

haksızlık etmek, kendini değiştirmektir. Dünyayı ancak çok fazla

anlayabilenler kendilerini değiştirmeye razı olmaktadır. Buna karşılık

besinin geçtiği yolları fark ederek, beslenecek bir ortamın kolay

yaratılamadığı savanlardan kalkıp, bağırsağa yerleşmiş bazı mikroplar

mesela, insana sindirim için yardım ederken, kendileri de kolay besine

ulaşmaktadır. Mikrop dünyayı bir kayadan farklı olarak kendine yetecek

alçakgönüllülükte anlamış, insanla ortaklık kurmuş, kendini

değiştirmiştir; ama insanın da, besin yollarını doyurmaktan öte

geçerek, dünyayı bir mikroptan daha fazla anlamaya, zihnini daha fazla

doldurmaya ihtiyacı vardır! Anlamak ve değişmek kendine haksızlık

etmekse, doğru dürüst bir yaşamı bu dünyada, ancak kendine haksızlık

ederek kurabilir insan!

Ayrıca zihni yaşamla doldururken, kendinden ve bedeninden onu özgür

tutabilmek önemlidir; mesela aşk, hastalık ve hırs zihindoluluğuna

engeldir, onlar zihni insanın kendisiyle ve bedeniyle doldurması

demektir. Halbuki zihindolulukta hiçbir sürece bağlanmamak, onlara

sadece dokunmak esastır. Sonuç olarak zihinde düşünceler akmalıdır ama

bunların bir düşünürü olmamalıdır.

(7)

---Bir parça sessizlik taşıyın:

Bütün dikkatinizi sessizliğe yöneltin. Tabii bunun için önce sessiz bir köşe seçmeniz gerekiyor. Sonra konsantre olun. Sessizliğin size geldiğini anlayacaksınız, onu dinleyin. Sonra da bu sessizliği gittiğiniz her yere götürün.

Zaman harcayın:

Çok çalışan insanlar hiçbir zaman eğlenceli aktivitelerle vakit geçirmezler. Fakat, çok çalışan insanlar için eğlenceli geçirilen zaman, harcanmış vakit sayılmaktan çok uzaktır.

Nefesinizi dinleyin:

Nefesinizin sesine konsantre olduğunuzda, soluk alıp verdiğinizi gerçekten duyduğunuzda, kendinizi son derece huzurlu hissedeceksiniz. Bunun için derin soluklar alın. Ve bir çiçeği kokladığınızı hayal ederek nefesi içinize çekin.

Vakti gelince endişelenin:

Endişelerin çoğu gelecekle ilgilidir. Birçoğu asla gerçekleşmeyecek olayların etrafında dönüp durur. Bu nedenle yaşadığınız zamana konsantre olun. Böylece “gelecek”, kendi başının çaresine bakacaktır.

Nane için:

Eğer daha uyarıcı olan kahve veya siyah çay içmeyi tercih ediyorsanız, sakinleşmeyi unutun, boşa harcanan zaman demektir. Ya da nane çayı gibi bitkisel çayları tercih ederek sakinleşmeye yardımcı olun.

Hassas ayakkabılar giyin:

Herhangi bir refleksolojist size gerçek rahatlamanın ayaklardan başladığını söyleyecektir. Açıkça görülüyor ki, rahat ayakkabılar giymek, hiç ayakkabı giymemiş olmak kadar rahatlatıcıdır.

Her şeyin içinde en iyiyi arayın:

İnsanlarda ve olaylarda en iyiyi aramayı alışkanlık haline getirin. Bu basit yaklaşımın sizi sakinliğe götürecek iyimserlik ve pozitiflik yarattığını anlayacaksınız.

Tara ve tarat:

Birinin saçlarını taramak için vakit ayırın. Daha iyisi, kendi saçlarınızı tarayın veya başkasına taratın. Yavaşça, metotlu ve uzunca. (Taramak birkaç sakinleştirici akupresür noktaya temas ederek mesaj etkisi yaratır ve tekrarlanması daha çok işe yarar.)

İnsan olduğunuzu düşünün:

Kusursuz ve mükemmel olmayı başkalarına bırakın. Ne olduğunuzu, kim olduğunuzu düşünün ve bulunduğunuz halden mutlu olun, sonuç olarak daha rahat olacaksınız.

Çocukları izleyin ve ders alın:

Çocuklardan sakinlik (huzur!) dersi alın: Onların her anlarını, nasıl sadece ve sadece o anın zevki için yaşadıklarını seyredin. Kendinizin de böyle olabileceğinizi düşünün.

Sakin düşünün:

Sakin düşüncelere sahip olun. Sakin manzaralar hayal edin, sakin sesleri anımsayın ve ne hissedeceksiniz tahmin edin, bakalım. En iyisi tahminle vakit geçirmeyip hemen uygulamaya başlamak. En iyisi de bir deniz kenarında engin suları seyretmek. Denizin olmadığı yerde gökyüzünün derinliklerine bakabilirsiniz.

Portakal çiçeği spreyleyin:

Bir bardak maden suyuna 3 damla portakal çiçeği yağı ekleyin ve rahatlama ihtiyacı hissettiğinizde etrafa bir sprey ile sıkın.

(8)

Beyaz giyinin:

Giydiğiniz giysilerin nasıl hissettiğiniz yönünde ciddi etkileri vardır. Bedeninizi sıkmayan rahat giysiler, doğal kumaşlar ve açık renkler hep sakinleştirir. Bu yüzden yogiler hep beyaz giyerler.

Sahip olmak ile yaşamak arasındaki farkı tanıyın. Bebek gibi uyuyun:

Uykunuzu engelleyen her şey kahve, kola, alkol sakin olabilme yeteneğinizi engeller. Bunları içmek yerine ihtiyacınız olduğu kadar uyuyabilmek için gereken ne ise onu yapın.

Gülümseyin:

Gülümsemek yüzünüzdeki başlıca bütün kasları gevşetir. Aynı zamanda kendinizi iyi hissetmenize yardımcı olacak müthiş bir etki yaratır.

Daha az nefes alın:

Oldukça rahatlamış bir insan dakikada sadece 5-8 defa nefes alır. Nefesinizi bukadar düşürdüğünüzde çabucak rahatlayıp gevşeyeceksiniz.

Güzellik saçın:

Hayatta nereye giderseniz gidin, ne yaparsanız yapın, bir parça güzellik katmak için gayret edin veya zaten varolan güzelliği geliştirin.

Biraz gözyaşı dökün:

Ağlamanın hem duygusal, hem de fiziksel rahatlatıcı bir yanı vardır. Günbatımını hayal edin:

Günbatımları bazen hüzünlü olmalarına rağmen her zaman huzurludurlar. Ve pembe olanları daha da huzur yüklüdür. Cumartesi olduğunu hayal edin.

Değişin:

Gergin durumlarla başa çıkmanın iki yolu vardır, ya onları değiştirirsiniz ya da onlara bakış açınızı değiştirirsiniz. Bakış açınızı değiştirmek daha zordur, fakat kişiyi aydınlatır.

Kol saatinizi satın:

İşte, en çarpıcı sakinleştirici. Hiç saatinizi çıkarttığınız zaman ne kadar sakinleştiğinize dikkat ettiniz mi? Zaman zaman saatinizi çıkartın ve zamanın baskılarından kurtulun

---Dın ınanxına vbeynin tepkisi

Tanrı inancı beyinde 12 ayrı bölümü eşzamanlı harekete geçiriyor. Tanrı inancı söz

konusu olduğunda, beyinde en faal olan bölüm ise romantizm ve anaçlıktan sorumlu

kaudat nükleus

Bilim insanları, Tanrı inancı ve benzeri ilahi güçlere yönelmenin insan beyninde belli

bir bölümden kaynaklandığını var sayıyordı. Ancak yeni bir araştırma, beyinde özel

bir bölümden ziyade Tanrı inancının beynin farklı bölümlerinin eşzamanlı ortaklaşa

(9)

devreye girmesinden kaynaklandığı savunuyor. Bu teze göre, insanın kendinden

aşkın bir güce kavuşma dürtüsü için özel bir bölüm yok

Araştırmayı yapan University of Montreal profesörü Mario Beauregard, amaçlarının

ilahi düşünceyle ilgili sinir sisteminde somut bir bölgenin olup olmadığını incelemek

olduğunu, böyle bir bölgenin olmamasının insanların inançlarını zedelemeyeceğini

vurguladı. Beauregard, tanrı inancına mahsus beyinde tayin edilmiş bir bölüm

bulunmadığını, aşkın bir güce kavuşma duygusunun duygulanma, varlık bilinci ve

vücut farkındalığı gibi odaların birbirleriyle ilişkisinden kaynaklandığını dile getiriyor.

RAHİBELER DENEY OLDU

Yapılan deneyde araştırmacılar, yaşları 23 ile 64 arasında değişen rahibeleri denek

olarak kullandı. Deneyde rahibelere dini konularda duyguları ve tanrıyla ilişkili

yaşadıkları en ilahi olay sorulurken, beyinleri özel bir tarayıcıdan geçirildi.

ROMANTİZM VE TANRI?

Bilim insanları, bu soruya yanıt verilirken beyinde meydana gelen nörolojik

değişimleri, beynin olağan haliyle kıyaslamak için rahibelere bir insanla yaşadıkları

en duygulandırıcı anı anlatmalarını istedi.

Tanrı ile ilgili sorulara yanıt verirken, beynin aşkla sorumlu bölgesi en faal durumuna

geliyor.

Deneyde, mistik anı betimlenirken beyinde 12 ayrı bölümün aynı anda faaliyete

geçtiği ortaya çıktı. Tanrı veya benzeri ilahi kavramlarla ilgili konuşmada, rahibelerin

mutluluk, romantik aşk ve anaçlıktan sorumlu kaudat nükleus adlı beyin odasının

normalin üstünde işlediği gözlemlendi. Uzmanlar, bunu Tanrı inancının Tanrıya

inanan rahibelerde mutluluk yarattığı şeklinde yorumladı.

Araştırmayı değerlendiren İngiltere’nin önde gelen Katolik ilahiyatçılarından Papaz Stephen Wang, çalışmanın insan beyin ile ruhsal deneyimler arasındaki ilişkiye ışık tuttuğunu, ancak dinsel inancın ve dua etmenin salt olarak beyinde gerçekleşen bir nörolojik olay değil, ruhsal bir fenomen olduğunu savundu.

---Beyın ve hafıza ile iglili

LK GÜN

Gerekeni, gerektiği anda ve yerde hatırlamanız için, belleğin (hafızanın) sihirli gücü:

Sıradan bir insan, belleğinin sadece % 10’unu kullanabilir. Bununla birlikte içimizde zihinsel gücümüzden % 100 yararlanmamızı sağlayacak bir yetenek uyumaktadır.

Hafıza, hiç ara vermeden, sürekli çalışan zihinsel bir mekanizmadır. *Verimli bir hafıza yoksa, çok şey yapılmadan kalır.

*Verimli bir hafıza yoksa, birçok önemli hedefe ulaşılamaz.

*Verimli bir hafıza yoksa, hayatın değerli diye sunduğu şeylerin büyük kısmı yitirilir.

Her şeyden önce bellememiz gereken bir gerçek: Kötü Bellek Yoktur! İyi ve kötü diye bilinen belleklerin tek farkı, hatırlama teknikleridir. Bu kitapta da anlatılan hatırlama tekniklerinden başka birşey değildir.

Belleği yaşanmış, işitilmiş ve okunmuş olan her şeyi sayısı hesapsız çekmecesi bulunan dev bir dolaba benzetebiliriz. Kullanacağımız bilginin çekmecesini açar, yardımcı bilgilerle destekleyebiliriz. Bir şey zihinde ilgi alanına göre kalır veya kalmaz. Mesela, dün veya herhangi bir zamanda sokağa çıkmışsınızdır.

Yolda tanıdık bir kimseye rastladınız mı? Rastladıysanız, bu tanıdığınız nasıl giyinmişti?

(10)

Yolda bir kimseyle konuştunuz mu? Ne üzerine konuştunuz?

Herhangi bir mağazanın önünden geçtiniz mi? Vitrinine neler konmuştu?

Vereceğiniz cevapları iyice düşünün ve her ayrıntıyı hatırlamaya çalışın. Beyninizin ilginç bir işleme tarzı açığa çıkacaktır. Beyninizde kalan ilgi alanınıza giren olaylar olduğunu göreceksiniz.

Bundan sonraki her bölümde (kitapta ‘gün’ deniliyor), bellek gücünüzdeki % 10’luk artışı göreceksiniz Şu ana kadar sıradan bir insanın belleğine sahipsiniz.

% 100 % 90 % 80 % 70 % 60 % 50 % 40 % 30 % 20 % 10 Normal verim İKİNCİ GÜN:

Bu bölümde iyi bir belleğe giden yolda iki önemli işaret taşını göreceğiz.

Hayatta yaptığımız herşeyin bir nedeni, bir gerekçesi vardır. Verimi yüksek, güçlü bir belleğe giden bu yola çıkmamızın gerekçesi ne?

Hatırlarsanız, yazarımızın gerekçesi para kazanmaktı. Bunun için hiç de bilmediği boks alanında bir yarışmada binlerce dolar para kazanmıştı.

Gereç, otomobilinizin deposuna koyduğunuz benzin gibidir. Yani sizi harekete geçirecek, güç verecek kaynaktır. Sonra sadece istemek kalır. İstemeniz marş motorunuzdur. Motor çalıştı mı, beyin motoru harekete geçer ve isteğiniz gerçekleşene kadar stop etmeyecektir.

BELLEK, GEREKÇENİN ŞİDDETİ ÖLÇÜSÜNDE GELİŞİR

Bu cümleyi bir defa daha okuyun. Yüksek sesle okuyun. Şimdi kitaba bakmadan tekrarlayın. Sonra da kaleminizi alıp bu cümleyi yazın.

Verimli bir bellek için sadece tekrar yeterli değildir. Mesela, telefonunuzu günde kaç defa kullanırsınız? Numaratörü kaç defa çevirirsiniz? Cevabınız ‘defalarca’ olacaktır.

Peki, numaratörün iç tablasında harfler var mıdır? Varsa, büyük harfler mi? Küçük harfler mi? Renkleri ne? Defalarca bakmış olmanıza, ve defalarca kullanmış olmanıza rağmen bu soruları doğru olarak cevaplayacağınızı sanmıyorum. O halde hafıza için sadece tekrar bir işe yaramaz. Tekrar, gerekçeyle anlam kazanır. O halde belleğin ikinci temel kuralı: Gerekçe + Tekrar = Bellek Sağlamlığıdır.

Bellek motifini hiçbir zaman gözden kaçırmayanlar, sadece onlar amaçladıkları hedefe çabuk, kolay ve olabilecek en büyük başarıyla erişebilirler.

Onun için aşağıdaki noktaları içeren açık listeler yapmanız lazım. 1-Verimi yüksek bellek için nedenleriniz?

2-Mükemmel bellekten beklediğiniz yararlar?

Bunları bir kağıda yazınız. Bu kitapta ‘Yazınız!’ denilen yerler yazılmazsa, başarılı olunamaz. Belleğin üçüncü temel kuralı ise:

Hatırlama yeteneği ne kadar zorlanırsa, sağlamlığı da o kadar gelişir. Ayrıca yakın hedefler de bellek eğitiminde önemlidir.

Şunu asla unutmayınız: Bellek gerekçeye göre gelişir. Gerekçe + Tekrar = Bellek Sağlamlığı

Hatırlama tekniğinin zorlaması. %50

(11)

%30

%20 Bellek gerekçesi %10 Normal verim ÜÇÜNCÜ GÜN:

Verimli bir bellek için üçüncü adım keyfe bağımlılığı ve bağımsızlığı bir kenara bırakıp hedefe yürümektir. ‘Ah! Şu anda keyfim hiç yerinde değil. Birşey yapamam!’

‘Bugün çalışmak hiç işime gelmiyor’ ‘Şimdi başka şeyler yapayım daha iyi’

Bu bahanelerin her biri işten kaçmaktan başka birşey değildir.

Ertelemek her ne sebeple olursa olsun, güvensizlik oluşturur. İsteksizlik şu andan itibaren özür olarak değerini kaybetmiştir.

İş yapmanın keyifle bir bağlantısı yoktur. Çalışmaya hiç de hevesli olmadığınız günlerde de önemli işler yapmış, buna karşılık yataktan kalktığınız zaman bazı günler hiçbir işe başlayamadığınız olmuştur. İnsanın keyfinin olup olmaması bağlayıcı değildir. Bu ruh haletini yenebilirsiniz; ama nasıl?

İlk Adım: Gelgeç hedeflere hedef olmayınız. Çünkü bunlar zaman öldürme canavarından başka birşey değildir. Bellek gücünüzü artırmak istiyorsanız, işinize hemen başlamalısınız.

İkinci Adım: Her işe derhal girişin. Girişmek istediğiniz işe hemen girişmezseniz, kaybedersiniz. Erteleme (1 dakika bile olsa) yarın bir saat oluverir. Unutmayınız: Her İşe Derhal Girişiniz.

Üçüncü Adım: Başladığınız her işin sonunu getiriniz. şimdiye kadar yaptığınız şeylerin üstüne yatmanız için çok erken. Bütün benliğiyle bu üç kurala göre hareket eden asla keyfinin kölesi olmayacaktır.

Özürlerin en göze çarpanı: ‘Öğrenmek beni yoruyor!’ ‘Yorulan beynimden arada bir istirahatı esirgememeliyim’. Nice insanlar, ‘durmuş’ ya da ‘yorgun düşmüş’ beyinden yakınırlar. Oysa böyle birşey yoktur.

Bellek dorukları yani hatırlama günün hangi saatinde olduğu, kişisel tecrübelerle bilinebilir. Psikoloji deneylerinin neticesi, saat 20.00 ile 22.00 arasında hatırlama gücünün ikinci doruğuna çıktığını saptamıştır. Birinci zirve uyandıktan sonraki 2 saattir.

Keyif bağlılığından kurtaracak en güvenilir araç, bedeni rahatlatacak koşullardan sakınmaktır. Başarıda doruk noktasını amaçlamak için kumaştan kaplaması olmayan bir iskemleye oturmaktır.

Bedensel gevşeme keyif canavarının en büyük müttefiğidir. Rahat bir ortamda yapılan bir toplantının konforun azaltıldığı bir ortamda yapılan toplantıdan daha verimsiz olduğu araştırmalarla ve tecrübelerle sabittir.

%30 keyfe gem vurmak %20 Bellek gerekçesi %10 Normal verim DÖRDÜNCÜ GÜN

Hatırlanacak şeye anlam kazandırın. Unutmayınız:

*Herşeyin bir anlamı olmalıdır.

*Tutamak noktaları bulun ve bunlardan yararlanın *Anlam ne kadar büyük lorusa, bellek de o kadar iyi olur. *Tutamak noktalarınıza daha derin anlamlar verin.

*Herşey anlam kazanabilir. Yeter ki zihinde tutmak zorunluluğunu hissedin. Bu bir makinenin seri numarası, telefon numarası vs. olabilir.

Örneğin: 235812 rakamı nasıl anlam kazanır. 2(+1)= 3(+2)= 5(+3)= 8(+4)= 12

(12)

Şemsiye: 1 (Her zaman bir çubuklu olur)

Ayakkabı= 2 (Her zaman bir çift yani iki tane olur) Pasta çatalı= 3 (Her zaman üç dişli olur)

Oyun masası= 4 (Her zaman dört ayaklı olur) Eldiven= 5 (Beş parmaklı olur)

Sıraya koyarken sıranın mana ile alakasına dikkat edin.

Ya da manav için hazırladığınız, armut, elma çilek, bamya, fasulye, dereotu,ceviz alacaksınız. Kolayca akılda kalması için Armut:A Bamya:B Ceviz:C Dereotu:D Elma:E Fasulye:F

Başka türlü de düzenleyebiliriz: Mesela, Ekmek, Salam, Makarna, Ampul, limon alacaksanız: Salam

Ekmek Limon Ampul Makarna

gibi bir sıralama yapabilirsiniz.

Yapacağınız iş alacağınız şeylerin sadece baş harflerini hatırlamanız yeter. Bir telefon numarası 19 19 39

Bu 1.9.1939 ikinci dünya savaşının başlangıç tarihidir. Daha kısa bir numara: 14 92 1492-Kristof Kolomb’un Amerika’yı keşfi.

2244 (Ne demektir? 2x2=4) 3618 (Ne demektir? 3.6=18) 2468 (Ne demektir? 2+2+2+2) 2173 (Ne demektir? 21:7=3)

Bir tekstil firması modelleri her defasında bir kodla ifade etmeyi keşfetti. T.B= Taş bebek

M.T=Makineli Tüfek M.K=Monte Kristo gibi.

Aşağıda 10 maddelik listeler göreceksiniz. Bu listeleri iyice okuyun sonra kitabı kapatıp sıralarını bozmadan yazmayı deneyin.

Liste A Liste B Liste C 1-BU1-KIZ1-OTOMOBİL 2-KÜÇÜK2-OYNUYOR2-KİTAP 3-KIZ3-BEBEK3-GÖK 4-BUNLA4-ENTARİ4-YİYECEK 5-UZUN5-ÇORAP5-İŞ 6-TAŞLI6-PAPUÇ6-AĞAÇ 7-YOLU7-ŞAPKA7-YARDIM 8-KOŞARAK8-ARABA8-İSKEMLE 9-EVE9-DİNGİL9-TAŞ 10-GİTMİŞ10-TEKER10-GÜĞÜM

Bu listeleri zihinden yazıp, yazamadığınızı kontrol edin ve sonuçları karışlaştırın.

Birinci liste kolaydı. İkinci dizide biraz daha zorlandınız. En zoru muhakkak ki üçüncü gruptu.

Ya şöyle nasıl? Bu kız bebeğiyle oynuyor, ona bir entari, sonra da çorap pabuç, şapka giydiriyor ve bebeğini bir dingili ve bir tekeri eksik arabaya oturtuyor. Daha kolay değil mi? Çünkü kelimelere manalar verdik ve birbirine bağladık. Peki C listesi:?

(13)

Onu da Otomobil-kitap, gök-yiyecek, iş-ağaç, yardım-iskemle, taş-güğüm gibi ikililerle yazalım. Bir de ritimle deneyin. Önce D sonra E listelerini başlama ve bitim saatlerini yazarak deneyin Başladım...Şimdide E listesine anlam

LİSTE D LİSTE E katmayı deneyin 1-Deriz1-Gü1-Gü1-Gü+zel 2-Ev2-Tü2-TÜ2-Tü+nek 3-Yol3-Bü3-Bü3-Bü+tün 4-Ak4-Pen‘ 5-Gök5-Ke‘‘ 6-El6-Si‘‘ 7-At7-Di‘‘ 8-Eş8-Yo‘‘ 9-Taş9-Za‘‘ 10-Dil10-Ka‘‘

Bitirdim... Görüldüğü gibi bu şekilde daha kolay anlaşılır ve zihne çabuk nakşolunur. Burada önemli olan hatırlamak değil, sırasıyla hatırlamaktır.

Bir de tutamak noktası metodunu deneyelim:

1-’Ben’Bir tek kişi demektir; beni kendimi amaçlıyor= ben 2-Ayakkabı=Her zaman bir çift giyilir= iki

3-Şey=Her şeyin iyisi üçtür= üç. 4-Masa=masanın dört ayağı olur= dört 5-Parmak=Her elin beş parmağı olur= beş

6-Cadı=Çok sevilen bir çocuk masalı: Sabah tam altıda gelir= küçük tatlı cadı 7-Hafta=Her hafta yedi gündür= yedi

8-Gece=Geceler sekizde başlar= sekiz.

9-Sinema=Sinemaların saati genellikle dokuzdur= dokuz 10-Zenci=On küçük zenci ünlü bir kitaptır, oyundur= on

Kapatıp kavramları zihinden doğru sırasıyla söylemeyi deneyin. Daha kolay söyleyiverdiniz. Niçin? çünkü anlam kazandırdınız. Peki bu 10 kelimelik listeyi hayatta nasıl kullanacağız? Bir insanın günlük programı şöyle olsun: saat 9

saat 10 BERBER saat 11

saat 13 GÖZ DOKTORU

saat 14 SEYAHAT ACENTASI, TATİL İÇİN BİLET saat 16 BEDİR’DE AKŞAM ÇAYI.

Saat 10-10-zenci-10-küçük zenci-zenci kıvırcık saçlı-saç- berber

saat 13-Yani saat 1-1-ben-bekleme odasında yalnız-doktor-göz doktoru-saat

14-saat-2-2-ayakkabılar-ayakkabılar oda kapısının dışında-otel-tatil-seyehat-seyehat acentası-bilet. saat 16-yani 4-4-masa-masada çay-Bedir’de çay.

Bunun tersi de yapılabilir.

Göz doktoru-doktor yardım eder. Kime?-bana-bu benim-ben:1:saat-13 gibi. Artık randevularınızın karmakarışık olacağını zannetmiyorum. Bu metod bir konuşma hazırlarken de kullanılabilir. Konunun ana başlıkların anlamlı terimlerle destekler ve unutmayacağımız noktaları konuşma bölümleri yaparız.

Başka bir hatırlama tekniği de kafiyeli kısa ve manzum şiirlerdir.

Abraham Lincoln’un yardımcısı kimdir? Şu andan itibaren hiç unutmayacaksınız Hamlin’i.

Bir diğer teknik de bildiğimiz olaylarla bağlamaktır. Telefon numaraları, katalog numaraları bu yolla akılda tutulabilir. 1517-Ridaniye Zaferi 1848 -Almanya’da ihtilal 1879= 1979 - (eksi)100= 1979-100= 1879 gibi

Bir başka yöntem de hatırlanacak şeyi geçici olarak canlandırmaktır. Dramatize olaylar da ayrıca kalıcı olaylardır. Siyah fona yazılmış beyaz yazılar, beyaz fona yazılmış siyah yazılardan daha kalıcıdır.

%40-Tutamak noktaları %30-Keyfe gem vurmak %20-Bellek gerekçesi %10-Normal verim.

(14)

BEŞİNCİ GÜN Hiç unutmayın:

*Kendinize bir hedef seçin *Bu hedefi hiç gözden kaçırmayın

*Son amacınızı kendinize ara hedefler belirleyerek en hızlı biçimde izleyin

Planın taslak halinden fiil haline dönüşmesinin ilk şartı hedeftir. Bu kitabı niçin okuyorsunuz? Belleğinizi geliştirmek için o halde birinci hedef bu. Peki bu parlak hafızanızdan nasıl yararlanacaksınız? Bunu ancak kendiniz cevaplayabilirsiniz. Hedefte kararlı olmadan, hiçbir girişimde başarılı olunamaz. Onun için apaçık bir hedef seçin ve bu hedefe ulaşmak için bütün size yardım edecek, destek olacak şeyleri bir kenara yazın. Hedefe yaklaştıkça heyecan artar ve hedef sizi çekmeye başlar. Yani hedefin çekim gücü vardır.

Kendinize ara hedefler bulun ve bu yolla vitesi hiçbir zaman boşa almayın. Bazen hiçbir şey düşünemez, yapamaz hale gelirsiniz. Unutmayın beyin hiçbir zaman yorulmaz, işlevini sürdürür yani siz vitesi boşa çıkartsanız dahi, bellek çalışıyordur. Kendinize ara hedefler bulmakla hem hızınızı üçe katlar hem de vitesi hiç boşa atmazsınız. Varsayalım ki İngilizce öğrenmek istiyorsunuz. Kafanıza koyduğunuz bu amacı her gün 10 kelimelik bir listeyi ezberlemekle gerçekleştirebilirsiniz. Her kelime grubunun ezberinden sonra belleğin daha hızlı ve güvenilir çalıştığını fark edeceksiniz. % 50-Hedef belirlemek % 40-Tutanak Nokt. % 30-Keyfe gem % 20-Gerekçe % 10-Normal ALTINCI GÜN

Hiç unutmayın. Kendini ödüllendirme, bellek gücünü artırır. Kendini ödüllendirme geriye hatırlama için zaman ortaya çıkarır. Geriye hatırlamanın etkisi bellek verimini yükseltir. Her başarı zaten bir ödül olmakla birlikte ödüllendirme başarının artması demektir. Bir işe başladığımızda bizim kaçamak yaptığımız işler esasında birer ödüldür. Yani ödüllendirmek için çok masrafa hiç gerek yok. Sizin dikkatinizi dağıtan sebepler ne ise o sebeplerle kendinizi ödüllendirebilirsiniz. Bir fincan kahve, çay, telefon görüşmesi, sohbet birer ödüldür. Yapılan her işten sonra böyle bir ödülü hakettiğinizi unutmayın. Fakat bu ödül faslı, dikkati azaltmamalı. Mesela; iki bölüm olan tarih kitabının birinci bölümünü bitirip sinemaya gitmek ödül değildir. Çalışmanızı tümüyle tehlikeye sokan etkili bir dağınıklıktır. Yani ödüllendirme sizi oyalamaya iterek. Çalışmayı önlememeli.

Ayrıca ödülü geciktirmemelisiniz. Mesela; bu bölümü okuduktan sonra bir fincan çayı ödül koymuşsanız mutlaka bir saniye bile geçirmeden o çayı için; ama kesinlikle bir saniye önce değil. Çünkü gecikince ödülün etkisi azalacaktır. Ödüllendirmenin sınırı olmalı, hiçbir şekilde çalışmayı kesintiye uğratmamalıdır. Sonunda, doğru verilmiş kısa dinlenme araları zihinsel çalışma sonuçlarını hissedilir derecede iyileştirir.

Bu kısa arada geriye hatırlama vardır. Geriye hatırlama ile insan öğrendiği bilgiye yardımcı geçmiş yaşantısından o an öğrenmediği bilgileri hatırlayabilir. % 60-kendini ödüllendirmek

YEDİNCİ GÜN Hiç unutmayın:

*Aralama tekniği geriye hatırlamanın etkisini artırır.

*Aralama tekniği ile geriye hatırlama, bellek verimini yükseltir.

*Birşeyi sadece kısa süre için bellemek istemenizin dışında, asla beyninize tıkarcasına ezberlemeyin.

Aralama tekniği isimler, listeler ve mekanik biçimde belleklenen şeylerde işe yarar. Mesela aşağıdaki listeyi ezberlemeye çalışın.

1-Şu andaki politik durum 1-Atom enerjisinin kullanma olanakları 2-İç Politika 2-Savaşta kullanılması

3-Uluslarası ilişkiler 3-Yok edici özelliği

4-Devlet başkanının yetkileri 4-Barışçı amaçlarla kullanılması

5-Anayasa değişikliği için öneriler 5-Atom enerjisi ve geleceğin dünyası

Bu listeyi bir defa okuduktan sonra hepsini hatırlayana dek iki listeyi de ezberleme zamanınızı not ettiğinizde ikinciyi daha hızlı ezberlediğinizi göreceksiniz.

% 70- Aralama tekniği SEKİZİNCİ GÜN Hiç unutmayın:

*Kuşbakışıyla canlı bir genel izlenim edinin.

(15)

*Her parçanın kendi içinde bir bütün oluşturmasına dikkat edin.

*Tek tek parçaları, düşünce bağlantısı yasasına göre birbirleriyle birleştirin. Bir manzumenin ezberini küçüklükten beri hep kıta kıta yapardık. Ama en etkili yol o değilmiş. En etkili olanı bütüne bir kuşbakışıyla bakmak kıtalararası bağlantıyı kurup zihinde bir harita çizmekmiş.

Öbür türlü hergün bir kıtasını ezberlediniz şiiri birgün okumanız gerektiğinde beyninizin stop edişini çok görmüşsünüzdür. Bu konuda yapılan birçok deney ‘bütün metodu’nun kullanılmasının, ‘parça metodu’na oranla öğrenen kimseye yüzde yirmi bir zaman kazandırdığını kanıtlamıştır.

Bellek malzemeniz (mesela bir şiir) kısa ise bütün olarak öğrenin. Ama uzun bir ödev ise o zaman ödevi kuşbakışı gözden geçirin ve bölebildiğiniz en büyük parçalara bölün. Ancak bu bölünmeler de parçalar birbiriyle anlamlı olmalı.Başta verdiğimiz dört parça,bütün kuralını da öğrendikten sonra verimi yüksek bellek hedefine sadece iki adım kaldı.

% 80-Kuşbakışı. DOKUZUNCU GÜN

Uz okuma: İnşad da denilen kelime ve cümlelerin vurguların, anlamlarını belirterek ve dinleyiciyi duygulandırmayı amaçlayan yüksek sesle okuma.

Ezbere okunan parçayı uzun süre bellekte tutmak için, tekrar tekrar okumakla yetinmeyip, her tekrardan sonra yüksek sesle söyleyip akılda ne kadara kaldığını kontrol edin ve bu yüksek sesle okumayı bir uz okumaya dönüştürün. Uz okuma:

1-Zaman kazandırır.

2-Ezberlemekte zorluk çekeceğiniz parçaları anlamanızı sağlar

3-Kalıcı bir hafıza izlenimi oluşturur. Uz okumanın zaman kazandırdığı da deneylerle ispat edilmiştir. Hafızadan bütünüyle yararlanmak isteyen, dikkatli gözlem yapmak zorundadır ve bütünü anlamak zorundadır.

Okunacak metni yüksek sesle okumak sizi verimi yüksek belleğe bir adım daha yaklaştıracaktır. Bu yolla görsel nitelik, işitsel nitelikle tamamlanır. Yüksek sesle okursanız zihinsel izlenimler canlanır. Kelimeler vücut kazanır. Bellenecek şeyi önce hafif sesle, sonra da yüksek sesle okuyan ve bunu uz okuyuşa dönüştüren kişi daha sonra hatırlamak durumunda kaldığında gerekeni yapmış demektir. Eğer ortam uygun değilse bu durumda bir kalem alıp bellenecek şeyi yazın. Bu da ikinci en iyi yöntemdir.

% 90-Yüksek sesle okuma metodu. ONUNCU GÜN

Hafızanızın gelişiminde son menzile, insan zihninin en garip yeteneklerinden birini yardıma çağırmakla varılacak. Bu yetenek unutmaktır. O halde verimli bellek için son kuralı ‘Belleğinize önemsiz şeyleri yüklemeyin. Onları unutun’. Önemli şeyleri dahi hatırlamada güçlük çekmenizin sebebi bilincinizi zorlayan başka düşünceler tarafından rahatsız edilmesidir. Belleği önemsiz şeylerden temizlemenin en iyi yöntemi tekrarlama ve uz okumaya dayanan öğrenme metotlarıdır. Eğer okuduğunuz veya duyduğunuz şey önemsizse, o zaman ‘her türlü tekrarlamadan kaçının’ Ivır-zıvır şeyler önemli olanların yolunu tıkayarak hatırlama yeteneğini zedeler.

Kasıtlı unutma, güvenilir bir belleğin temelini kurar. HİÇ UNUTMAYIN:

*Kasıtlı unutma, kusursuz belleğin anahtarıdır. *Zihninize önemsiz şeyleri yüklemeyin

*Önemliyi hatırlamak için doğru unutmayı öğrenin % 100Kasıtlı unutma

% 90Yüksek sesle okuma metodu % 80Kuşbakışı

% 70Aralama tekniği % 60Kendini ödüllendirmek % 50Hedef belirlemek % 40Tutamak noktaları % 30‘Keyif’e gem vurmak % 20Bellek gerekçesi % 10Normal verim

(16)

Kaynak

Dr. Joyce BROTHERS, Edward P.F.EAGON

---İnsanlar anlamsız şeyler söyler ve yaparlar. ---İnsanlar hasta olurlar. Arabalar bozulurlar, bir şeyler olur, bütün planlarımızı alt üst eder. Trafikte bir sürücü canımızı sıkabılır... Bu %10'luk kısım tamamen bizim kontrolümüz dışında gerçekleşir. Diğer %90'lık kısmı olaylara yaklaşımınızla kendiniz belirlersiniz.

Örneğin ailenizle kahvaltı yapıyorsunuz. Kızınız, kahve fincanına çarpıyor ve bir fincan kahve gömleğinizin üzerine dökülüyor. Biraz önce olan bu olay üzerinde hiçbir kontrolünüz yok. Sonradan olacaklar ise sizin davranışınıza göre belirlenecek. Kahveyi üzerinize döktüğü için kaba bir şekilde kızınızı azarlıyorsunuz. Kızınız üzülüyor ve ağlamaya başlıyor. Kızınızı azarladıktan sonra eşinize dönüyor ve kahve fincanını masanın kenarına çok yakın koyduğu için eleştiriyorsunuz. Bunu kısa bir sözlü tartışma takip ediyor. Öfkeyle üst kata çıkıyor ve gömleğinizi değiştiriyorsunuz. Aşağıya indiğinizde kızınızı, ağlamaktan dolayı kahvaltısını bitirememiş ve okul için hazırlanamamış bir halde buluyorsunuz. Kızınız otobüsü kaçırıyor. Eşinizin işe gitmek için hemen çıkması gerekiyor. Hemen aceleyle arabanıza koşuyorsunuz ve kızınızı okula bırakmak üzere hareket ediyorsunuz. Geç kaldığınız için, saatte 90 km hız sınırlaması olmasına rağmen saatte 120 km hızla gidiyorsunuz. 15 dakikalık gecikmeden ve hız limitini astığınız için ödediğiniz 60 milyonluk trafik cezasından sonra okula ulaşıyorsunuz. Kızınız size hoşçakal demeden binaya koşuyor. Ofise 20 dakika gecikmeyle geliyorsunuz ve evrak çantasını evde unuttuğunuzu anlıyorsunuz. Gününüz korkunç bir şekilde başladı! Devam ettikçe kötüleşiyor, daha da kötüleşiyor sanıyorsunuz. Eve gitmeyi dört gözle bekliyorsunuz. Eve ulaştığınızda esiniz ve kızınızla olan ilişkilerinizde araya sıkıştığınızı sanıyorsunuz.

Neden? Sabahleyin nasıl tepki verdiğinize bağlı olarak! Neden kötü bir gün geçirdiniz?

A) Kahve sebep oldu B) Kızınız sebep oldu C) Polis sebep oldu D) Siz sebep oldunuz.

Cevap D şıkkı. Kahvenin dökülmesinde sizin bir kontrolünüz yoktu. Sizin gününüzün kötü geçmesine o 5 saniye içindeki davranışlarınız sebep oldu. Olabilecek ve olması gereken ise şöyleydi. Üzerinize kahve döküldü. Kızınız ağlamak üzere. Siz nazikçe tamam tatlım, bir dahaki sefere biraz daha dikkatli olman gerek diyorsunuz. Havluyu kaptığınız gibi üst kata çıkıyorsunuz. gömleğinizi değiştirip, evrak çantasını aldıktan sonra aşağıya iniyorsunuz ve aynı anda pencereden kızınızın otobüse bindiğini görüyorsunuz. Kızınız geri dönüp el sallıyor. Siz ve eşiniz işe gitmek için birlikte çıkmadan önce öpüşüyorsunuz. 5 dakika önce işe geliyorsunuz ve çalışma arkadaşlarınıza neşeli bir şekilde selam veriyorsunuz. İki farklı senaryo. İkisi de ayni başladı. İkisi de farklı bitti. Neden? nasıl tepki verdiğinize bağlı olarak. Gerçekten olanların %10'unda hiç bir kontrolünüz yok, diğer %90'ı ise sizin tepkinizle belirlenir.

---AÇIK HAVADA DÜŞÜNÜN

1- Beyin açık havadayken ve ayaktayken daha iyi çalışır. İnsan beyninin ayaktayken yaklaşık yüzde 10 daha fazla çalıştığı düşünülmektedir. Önemli kararlarınızı alırken kapalı alandaysanız, “volta atmayı” deneyebilirsiniz.

2 - Yürürken kolları sallamak beynin performansını olumlu etkiliyor. Önemli kararlarınızı açık havada, kollarınızı sağa sola sallayarak yürürken almaya ne dersiniz?

3- Yabancı bir dil öğrenme beyni güçlendiriyor. Her gün birkaç yabancı ya da yerli yeni kelime öğrenip, kullanabilirsiniz. Sözlük okuyabilirsiniz. Alışveriş listesi veya telefon numaralarını ezberlemeyi deneyebilirsiniz.

4- Zihinsel jimnastik /antrenman yapın. Bunun için çeşitli bulmacaları çözebilirsiniz. Satranç gibi akıl oyunları oynayın. Yatkınsanız, meditasyon, yoga gibi zihni dinginleştiren teknikler üzerinde çalışın.

RUTİNDEN KURTULUN

5 - Rutin olarak tekrar ettiğiniz davranışlardan vazgeçin. Bazen telefonu sol elinizde tutun, çantanızı diğer elinizle taşıyın, evinize başka bir yoldan gidin. En azından bir günlüğüne televizyon kumandasını sık kullanmadığınız elinizde tutun.

(17)

6 - Entelektüel zevklerinizi geliştirmek için her gün mutlaka iyi bir özdeyiş antolojisinden birkaç cümle okuyun. Beyninizi kaliteli cümlelerle besleyin!

7 - Her gün güzel bir resme veya fotoğrafa bakmaya çalışın. Estetik algınız, gördüğünüz estetik şeyler kadar gelişir. 8 - Sevdiğiniz bir müziği bir süre gözleriniz kapalı dinleyin. Beyin otoriteleri tarafından klâsik müziğin zekâya 7 puan ekleyebildiği iddia edilmektedir.

9 - Günde aklınızdan 60 bin ile 80 bin arası düşünce geçer. Bu düşünceler ne hakkındaysa, hayatınız da ona göre şekillenir. Unutmayın, kafanızda en çok neyi düşünürseniz, hayatınızda da onu çoğaltırsınız.

10 - Bir konu hakkında düşünürken, nasıl düşündüğünüzü de gözlemleyin. Düşünmek üzerine düşünmek, beyin ve düşünce kapasitesini artırır.

KALİTELİ BEYİN İÇİN UYKU

11 - İyi bir uyku kaliteli bir beyin için şarttır. Çok uyuyorum diye üzülmeyin. Einstein‘in günlük 10 saatten fazla uyuduğu biliniyor. 24 saati geçen uykusuzluk beyinde sarhoşluğa benzer bir etki yapar.

12 - Bol ve temiz oksijen beyin için çok önemlidir. Beynimiz ağırlık olarak vücudumuzun yüzde 2’sini oluşturduğu halde, vücuda gelen oksijenin yüzde 25’ini tüketir. Oksijensiz kaldığımızda ölümü gerçekleşen ilk organımız beyindir. Odanızın penceresini açarak kendinize bol bol oksijen ısmarlayın.

13 - Farklı düşünme tarzları beyninizi geliştirir. Çocuklar ve hayvanlarla daha fazla vakit geçirin. Sizden farklı düşünen insanlarla konuşun.

14 - Kullanılmayan organ körelir. Sürekli televizyon seyrederek beyninizi “düşük viteste çalıştırmayın.

15 - Beynin en tehlikeli yanı “ters çaba” kuralına göre çalıştığı anlardır. Başınıza gelmesinden en çok korktuğunuz şeye odaklanırsanız, korktuğunuzu başınıza getirir! Buna ters çaba kuralı denir. Beyin odaklanılan hedef olumsuz olsa bile, bunu gerçekleştirmek için çalışır. Topluluk önünde konuşma yaparken “acaba heyecanlanır mıyım?” diye düşünürseniz, heyecanlanırsınız.

16 - Beyni yoran monotonluktur. Hayatınızı ne kadar renklendirirseniz, beyninizi o kadar neşelendirirsiniz. SİHİRLİ SAYI KURALI

17 - Beyin kısa süreli hafızada beş ile yedi arasındaki bilgiyi işleyebilir. Yeni bir bilgi gelince, bu bilgilerden birini atar. Buna “sihirli sayı” kuralı denir. Bu kural aşılıp aşırı bilgi yüklenmesi durumunda beynimiz “servis dışı” olur. Hayatınızın en büyük kararlarını alırken “kafadan “ değil, tıpkı beş haneli iki rakam grubunu çarparken yaptığınız gibi, bir kâğıt üzerine yazarak ne yapacağınızı hesaplayın.

18 - Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur. Fiziksel zindelik, zihinsel zindelik getirir. Uzun süre hareketsiz kalmak, zihni de hareketsizleştirir. Spor yapmaya, fazla kilolarınızdan kurtulmaya özen gösterin. Yeterince su için. Çünkü, insan beyninin yüzde 78’i su ile kaplıdır.

19 - Ders çalışırken ilk öğrenilenler, son öğrenilenler, sık tekrarlananlar ve ilginç bulunanlar en çok akılda kalanlardır. Dersleri kısa aralar vererek çalışmak akıllıca bir harekettir.

20 - Bu hafta kafanızı nasıl daha iyi çalıştırabileceğiniz üzerine daha fazla düşünün. Unutmayın, beynimizi daha iyi çalıştırmak için kullanacağımız organ yine beynimiz! “Aklınızı “başınıza” toplayın ve kullanın!

---Kendini tanıma testi

1) Çok kalabalık bir lokantada, sipariş vermek için bekliyorsunuz. Fakat garson sizi 15 dakikadır görmüyor. a) Garsona seslenerek el sallar, dikkatini çekmeye çalışırsınız.

b) Bir daha yanınızdan geçtiğinde nazikçe gülümser ve kibarca artık sipariş vermek istediğinizi söylersiniz. c) Beklemeye devam edersiniz. Nasıl olsa bir ara sizi görüp gelecektir.

(18)

2) Haksızlık...

a) ... sert bir biçimde cezalandırılmalıdır.

b) ... değiştirilemez, en mantıklısı göz yummaktır. c) ... karşısında elinizden hiçbir şey gelmez. 3) Çok keyifsiz bir gününüzdesiniz...

a) Sinirinizi gizlemeye çalışmaz, neye sinirlendiyseniz belli edersiniz. Böylece keyfiniz tekrar yerine gelir. b) Sıkıntınızı sadece yakın arkadaşlarınızla paylaşırsınız. Neşeli halinize geri dönmeniz biraz uzun sürebilir. c) Kendi kendinizi dinler, keyfinizi kaçıranın ne olduğunu çözersiniz. Keyfiniz zaten çok çabuk yerine gelir. 4) En samimi kız arkadaşınız kuaförde saçlarını yaptırmış, fakat çok kötü görünüyor. Ona ne dersiniz?

a) ''Kuaföre mi gittin? Çok hoş olmuş'' diyerek arkadaşınızın moralini bozmamaya çalışırsınız nasılsa olan olmuştur. b) ''Hala en yakın arkadaşımsın'' diyerek, hoş bir şekilde beğenmediğinizi anlatırsınız.

c) ''Eski saçların daha güzeldi'' diyip net bir şekilde beğenmediğinizi ona söylersiniz.

5) Dostane ama sizi sürekli lafa tutan komşunuz, çok aceleniz varken size merdivenlerde rastlarsa... a) Onu sabırla dinler, lafını kesmezsiniz. Elbet bir ara diyecekleri bitecektir.

b) Kibarca çok aceleniz olduğunu söyler, hızlı adımlarla uzaklaşırsınız.

c) Konuşmayı çabucak bitirmesi için kestirme laflarla cevap verir, sizi lafa tutup engellediğini tavırlarınızla belli edersiniz. 6) Kayınvalideniz yaş gününüzde size çok zevksiz bir kazak hediye etti... a) Mutlaka teşekkür edersiniz, ama kazağınız dolabınızın en alt çekmecesinde yerini alır.

b) Hemen içine bakıp, değiştirme kartı olup olmadığını kontrol edersiniz.

c) Kayınvalidenizin sizin zevkinizi hala anlamamış olması canınızı sıkar ve gecenin ilerleyen saatlerinde bunu kendinize dert edersiniz.

7) Mutfakta başarılı olmamanıza karşın kek yaptınız... a) Kimse yaptığım kek hakkında yorum yapmaz.

b) Gülümseyerek inatla insanların kekimi nasıl bulduklarını sorarım.

c) İkram etmeden önce keki denemek için yaptığımı mutlaka söylerim ve yanında pastaneden aldığım kurabiyeleri de koyarım.

8) Bir lokantaya giriyorsunuz ve yanınızdaki çiftin insanlara bakarak fısır fısır konuştuklarını fark ediyorsunuz... a) Sinir olurum, başkaları hakkında böyle alenen konuşan insanlardan hiç hoşlanmam.

b) Bir şey düşünmem!

c) Çok şeker bir çift olduklarını ve birbirlerini yeni tanıyan heyecanlı aşıklar olduklarını düşünürüm.

9) Sabah koşu yaparken, sizden çok daha genç olan iş arkadaşınızla karşılaşıyorsunuz ve o gülümseyerek sizi hızlıca geçiyor.

a) Kalan tüm gücünüzü toplar siz de onu geçersiniz.

b) Siz de ona nazikçe gülümsersiniz, sporda hızlı olması sizden daha formda ve daha ince olduğunu göstermez. c) Temponuzu hiç bozmazsınız, yavaş olmak hiç sorun değilmiş gibi davranırsınız.

10) Girdiğiniz mağazada tatlı dilli bir tezgahtar size çok yüksek fiyatlı bir pantolonu satmaya uğraşıyor. a) ''Bir daha bu dünyaya ne zaman geleceğim'' diye düşünür, pantolonu tereddüt etmeden alırsınız. b) Paranıza kıyamaz ve mağazadan çıkarsınız.

c) Tezgahtara tekrar düşüneceğinizi söyler, evinizin yolunu tutarsınız. 11) Patavatsızlık yapıp, birilerini kırdığınız oluyor mu?

a) Elbette çok sık oluyor.

b) Hayır asla kırmam çok dikkatli davranırım. c) Nadiren olur ama bunu asla kasten yapmam. 12) İnsanlara iltifat etmeyi sever misiniz? a) İltifat etmesini de almasını da çok severim.

b) Eğer gerçekten öyle düşünüyorsam söylerim, iltifat olsun diye değil. c) Evet ara sıra iltifat ederim, herkes biraz övgü duymak ister. Soru-yanıt puanları a b c 1) 5 2 1 2) 6 2 1 3) 6 3 1 4) 1 2 4 5) 1 6 3 6) 2 5 0

(19)

7) 1 5 2 8) 7 0 3 9) 7 3 1 10) 3 6 0 11) 6 2 1 12) 5 3 1 Toplam puanınız: ...

Ve işte test sonuçları: Bakalım insanlar sizi nasıl buluyor? 9-25 puan arası

Kesinlikle çevrenizle çok uyumlu birisiniz. İnsanlarla rahat iletişim kurmak, yanlarında kendinizi huzurlu hissetmek sizin için son derece önemli.

Dikkat etmeniz gerekenler: Tüm gücünüzü insanlara ayırmayın, kendinizle ilgilenmek için de zaman yaratın. Seveceğiniz bir kitap, güzel köpüklü bir banyo ya da doğayla baş başa bir yürüyüş. Tüm bunlar biraz rahatlayıp kendinizle baş başa kalmanızı sağlayacaktır.

26-46 puan arası

Sempatik bir görüntünün, tüm kapıları açan bir anahtar olduğunun farkındasınız. Çevrenizle ilişkilerinizde kendinize fazlasıyla güveniyorsunuz ve beceriklisiniz.

Dikkat etmeniz gerekenler: Düzgün davranmaya o kadar uğraşıyorsunuz ki, içinizdeki ''ben'' bir türlü dışa çıkamıyor. Ara sıra taşkınlıktan çekinmeyin. İçinizdeki ''ben''i dışarıya çıkarın, gerçekten neyi arzuluyorsanız onu yapın ve herkes sizi daha az sevecek diye endişelenmeyin.

47-68 puan arası

İçiniz dışınız bir. Hiç kimse görüş ve düşünceleriniz konusunda ikilemde kalmıyor. Zaten siz de ikilemde kalmayı, kimsenin işi ikircikli bırakmasını istemiyorsunuz.

Dikkat etmeniz gerekenler: Ara sıra zayıf yönünüzü göstermenin bir zararı dokunmaz. Ara sıra çekilin bir kenara ve kendinize biraz soluk aldırın. Hem böylece başkaları siz olmadan da bir şeyler yapmaya çalışacaktır.

Kaynak : www.milliyet.com.tr

---Subject: FW: ZEKÂNIN EFENDISI BILINCALTI

>

>Ilginc bir yaklasim, anne baba ve egitimcilerin okumasi gerekir diye >düsünüyorum

>

>Sevgiler >

>

>ZEKÂNIN EFENDİSİ BİLİNÇALTI

> Bilinçaltının temelinde bağlantı kurma vardır. Öğrendikleriniz

>arasında bağlantı kurarsanız unutmazsınız. Yani ne kadar çok bağlantı, >o kadar çok zekâ.

>

> Bilinçaltımızın derinliklerinde sınırsız bilgelik, engin bir güç >ve bize gerekli her şeyin olduğunu biliyor muydunuz? Bilinçaltımızı >geliştirip kontrol ederek yaşamımızdaki olumsuzlukları değiştirmek >mümkün mü? İşte bu sorunun cevabını üç yıldır profesyonel olarak "zihin

>koçluğu" yapan fizik öğretmeni Zafer Akıncı'ya sorduk. Uzun yıllar öğrencilerin öğrenme >modelleri üzerine çalışan Akıncı, "zihin koçu"

(20)

>olmasını şöyle anlatıyor: "Önceden öğrencilerin ya zeki ya da geri >zekâlı olduklarını düşünüyordum. 1998 yılında çoklu zekâ

>uygulamalarıyla tanıştıktan sonra her şey değişti. O yıl hafıza eğitimi >aldım. Öğrencilerle yaptığım çalışmalarda gördüm ki bu çocuklarda >anlayış, öğrenme ve hafıza sorunu yok. Anladım ki öğrenmeyi etkileyen

>hafıza ve zekânın dışında bir faktör daha var. Onun da bilinçaltı olduğunu keşfettim." >

>Vizyoner Eğitim Danışmanlık Merkezi'nde "zihin koçluğu" yapan Zafer

>Akıncı, öğrenme problemi yaşayan, kötü hatıralarından kurtulmak ve bilinçaltını >kontrol altına almak isteyenler için sorularımızı cevaplandırdı.

>

> Bilinçaltını kısaca tarif eder misiniz? >

> Amerika'da bilinçaltı konusunda uzmanlardan biri "Bir gemi >düşünün, bütün tayfaları bilinçaltıdır. Her şeyi yapan onlardır. Bilinç >de kaptandır. Kaptan emir verir, duygularıyla 'şunu yapma' derse, bilinçaltı >ona

>itaat eder. Çünkü gemiyi kontrol eden esas işi yapan bilinçaltıdır." diyor. >Kaptanı yani bilinci etkileyen faktörler vardır. Bunlar anne, baba, >kardeşler, arkadaş çevresi, televizyon vb.

>Bir çocuk doğduğunda en az 400 defa "yapamazsın, edemezsin" sözünü >işitiyor. Bilinç bunu hemen algılıyor ve bilinçaltına kaydediyor.

>Psikolojide buna "Kendini gerçekleştiren kehanet" deniyor. Bu olumsuz >şartlanma, insan zihnini kötü yönde etkiliyor.

>

> Bilinçaltını kullanarak öğrenme nasıl gerçekleşir? >

> Aslında bizim bütün öğrenmelerimiz bilinçaltında olur. Bilinçaltı >bağlantılarla çalışır. Bana getirilen bir öğrencinin ebeveyni "Hocam bu >çocuk matematiği sevmiyor." demişti. Çocukla matematiği neden

>sevmediğini bulmak için konuştuk. Konuşurken ilkokul döneminde yaşadığı

>bir anısını anlattı. Matematik öğretmeni derste soru çözerken yanlış cevap verdiği için >çocuğu öğrencilerin arasında küçük

>düşürmüş. Çocuk bilinçaltında bağlantı kurmuş, matematik işlemlerini >görünce kendisini aşağılanmış hissediyor. Öğrenciyle bir bilinçaltı >çalışması yaptık. "Çok güzel bir anını düşün" dedim. Kendini çok iyi >hissettiği sırada -tabiî gevşemiş bir halde alfa konumunda, duyusal >yoğunluk yaşayarak- tahtaya matematik dersinden uzun formüllerden >birisini yazdım. "Şimdi gözünü aç!" dedim. Gözünü açınca formülü gördü. >"Şimdi gözünü kapat" dedim. Bir iki kere daha bunu uyguladık. Yaptığım >şey şu; matematik formülleriyle çocuğun güzel anıları arasında

>bağlantılar kurduruyorum. Çocuk, sene sonunda takdirname aldı. Matematiği de beş oldu. >

> Velilerimizin çok kullandığı bir şey var: Meselâ çocuk matematik >dersinden ödevini yapmaya çalışıyor, fakat yapamıyor. Veli de

>sinirlerine hakim olamayıp çocuk anlamadı diye bağırıp çağırıyor veya >tokadı yapıştırıyor. Farkında olmadan çocuğun bilinçaltında matematik >dersiyle azar ve tokat arasında bağlantı kurduruyor.

(21)

>

>Bu da ileride o çocuğun matematik dersini sevmemesine ve yapamamasına >neden oluyor. Antony Robbins diyor ki "Annem bana sigarayı nefret

>ettiren kadındır. Birgün annem, 'Oğlum sigara içmek ister misin?' diye >sordu. Ben de 'Evet' dedim. Bir hafta kavanozun içinde beklemiş,

>ıslanmış, iğrenç kokan sigarayı verdi ve 'İçeceğin şeyin kokusunu al.' dedi. İçimde öyle bir >bağlantı oluştu ki ne zaman sigara görsem midem bulanıyor."

> Bilinçaltı çok güçlüdür. Bağlantılarını yapar ve sizin >fizyolojinizi ona göre ayarlar. Farkında olmasanız bile bilinçaltı >bağlantıları eğitimde, ailede ve her türlü ilişkide kullanılır. Ne

>yapmanız gerektiğini bağlantılar kurarak ayarlar. Bu eğitimde çok daha >önemlidir. Bir şeyi başaramayacağınıza inanırsanız onu başaramazsınız. >

>

> Bilinçaltıyla öğrenme tekniklerini hangi temele bağlıyorsunuz? >

> Bilinçaltının temelinde bağlantı kurma vardır. Öğrendikleriniz >arasında bağlantı kurarsanız unutmazsınız. Hafızası zayıf olan bir >çocukla görüşüyorum. Çocuk ateri oyunlarında muhteşem. >Labirent tipi oyunlarda bütün labirentleri sayabiliyor. "Nasıl

>tutuyorsun bunu aklında?" dedim. "Hocam, çok zevkli." dedi. Labirent >isimleriyle bilinçaltı arasında zevkle bağlantı kurmuş. Hafıza

>teknikleri, çoklu zekâ uygulamaları, konsantrasyon eğitimi, hızlı okuma

>teknikleri bunların hepsi bilinçaltı bağlantı tekniğiyle öğretilir. Zaten fizyolojik olarak da böyle. >Beynimizde nöronlar var. Bütün nöronların arasında bağlantı

>kurduğunuzda zekâ oluşuyor. Yani ne kadar çok bağlantı, o kadar çok >zekâ. Herkeste yaklaşık 100 milyar nöron var ama nöronlar arasındaki >bağlantı kombinasyonu sınırsız.

>

> Temel prensip bağlantısını, bilinçaltında eğitimcilerimiz kullanmalı. >Meselâ ben ders anlatırken hiçbir zaman konunun ismini önceden söylemem. >Her konuya hazırladığım küçük hikâyelerle başlarım. Örneğin

>

>"Nişanlı güzel bir bayan laborant, deney yapıyor. Deney yaparken birden >parmağındaki yüzük, deney yaptığı sıvının içine düşüyor. Ağlayarak >profesörün yanına koşuyor diyor ki 'ben mahvoldum, alçak adam bütün >herşey yalanmış.' Profesör soruyor; 'ne oldu kızım' diye. 'Bu adamın >sevgisi yalanmış' diyor. Profesör, 'Nerden anladın?' deyince o da >'yüzüğüm sıvının içine düştü ama dibe batmadı, sıvının öz kütlesi >altının öz kütlesinden küçük olduğu için batması gerekirken yüzüğüm >batmadı. Demek ki altın değilmiş bunun herşeyi yalan." Ve diyorum ki

>"Çocuklar kaldırma kuvveti hayatınızı kurtarır, kendinizi kandırtmayın." Herkes gülmeye başlıyor. >Böylece güzel bir duygu oluşuyor konu hakkında. Şimdi ben ne anlatırsam

>anlatayım onlar anlayacaklar. Bu yöntem dersin başında 5 dakikamı alıyor. >Sonra "Hocam ne kadar kolay bir konuymuş." diyorlar. Psikolojide buna >"çapa" deniyor. Mizah yaparak çocukların kafasına çapalar atıyorum. >

(22)

>bir soru soracağım bunu yapan her soruyu çözer." diyorum. Halbuki >sorduğum soru çok basit. Tabiî çözüyor çocuk. "Hocam hani zordu" diyor.

>"Aslında zor da size kolay geldi, işte bir zor soru daha" diyorum, gülmeye başlıyorlar. >Beyinlerinde bağlantı kuruyorum. Zor soru deyince mizah anlıyorlar.

>Bağlantıyı güçlü kurduğumuzda %95 başarı alıyoruz. 14 kişilik bir >sınıfta yaptığım çalışmalar sonunda 11'i Milli Eğitim başarı sınavında >ilk 50'ye girdi. Bunu tüm derslerde uygulayabilirsiniz. Bilinç ve

>bağlantı tekniği artı mizah. Meselâ gazlarda kaldırma kuvvetiyle ilgili bir formül vardır. >P.V=N.R.T çocuklara ben "Palavracı Nurettin" deyince gülüyorlar. Formül

>komik geliyor. >

> Eğitimde bu tekniklerin uygulanması gerekir. Bu bakış açısını

>kazandırmak lâzım çocuklara. Bir öğrencim var. Psikoloğa götürmüşler IQ >testinde geri zekâlı olduğu tespit edilmiş. Halbuki IQ testi, zekânın >tümü için yapılan bir test değil, sadece sayısal ve sözel zekâyı >ölçüyor

>

>ve her insanda 20'ye yakın zekâ türü var. IQ testi sonucu geri zekâlı

>olduğu söylenen çocukla çalışmaya başladık. Ona 10 tane kelime verip "Say" >dedim. "Hocam, biliyorsunuz bunu sayamam." dedi. Perişan olmuş çocuk, >ailesi de kendisi de geri zekâlı olduğuna ikna edilmiş. İki buçuk ay

>özel bir çalışma yaptık. Şimdi bana diyor ki "Hocam dünya hafıza şampiyonasına >nasıl başvurabilirim?" Özgüven kazandı; çünkü yapabildiğini gördü.

>

> Bilinçaltıyla öğrenme teknikleri herkese uygulanabilir mi? >

> Herkese uygulanabilir. Özel bir şart gerekmiyor. Bilinçaltı sadece >psikologların tapusunda olan bir konu değildir. En muazzam organımız >olan beynin nasıl kullanılacağını öğrenmemiz gerekir. Eğitimciler >özellikle bilinçaltını bilmediği için birçok çocuğu harcıyor.

>Öğretmenler olarak verdiğimiz mesajlar çocuğun beynine ne olarak >gidiyor, nasıl sonuçlar doğuruyor, öğrenmemiz lâzım. Anne babaların da >

>bilinçaltı konusunda etraflıca bilgi almaları gerekir. Çünkü her insan >deha beyniyle doğar.

>

> Bilinçaltımızın kapasitesi ne kadardır? >

> Beyni tanıdıkça bilimadamları şu tespiti yapıyor: "Gerçekten >muazzam sınırsız bir yapı." Oysa veliler çocuklarının bilinçaltını >"yapamazsın, edemezsin, ahmak" gibi sözlerle dolduruyor. Ve bunlar >sürekli kayıt ediliyor. Bu şekilde çocuğun beyni şartlandırılıyor.

>Sonra da öğretmenler çocuğun hayatını karartıyor. Hepsi için demiyorum;

>çünkü bu teknikleri bilmediği halde öğrencilerini çok iyi yetiştiren öğretmenler var. >

>

> Bilinçaltı öğrenme teknikleriyle hangi yaşlardaki öğrencilerden >daha fazla verim alıyorsunuz?

References

Related documents

Part and parcel of the Presentation of mediumistic effects, is the atmos- phere that you have to create to give that authentic feeling to the programme. I would say that without

Income effects have no influence whatsoever on the reaL exchange rate under this production structure, so whether P increases because of a higher tariff t or a higher world price P

Fig. A code snippet for mining bugs that will never be fixed. A Candoia app implementing the mining logic shown in.. Figure 4 can fetch the bugs of the specified kind from several

Support  for  fundraising  at  GRU  is  managed  and  facilitated  through  the  Office  of  Advancement.    Each  college  has  an  assigned  individual  to 

A pesar de que el diario del Grupo Prisa haya pasado de publicar 24 infografías en 2007 a 71 en 2013, este aumento se debe a la tipología de productos que ofrece, que ya

From the ecumenical council of God's churches, gathered in Jerusa lem: After our most blessed brother John, the representative of Eastern Christianity, had denounced

Operating in dual- beam mode, the Arecibo radar detected a slowly descending sporadic E-layer accompanied by a series of dense E-region plasma clouds at a time when the coherent

The contributions of the initial longitudinal slice position of axial imaging slices and of longitudinal shortening during the cardiac cycle to the evolution of steady-state