• No results found

The holiday might have been cheaper, but at least we were fortunate with the

In document els gramer kitap (Page 149-153)

cause illness

89. The holiday might have been cheaper, but at least we were fortunate with the

weather.

A)We didn't realize the holiday would be so cheap, and the climate was nice, too.B)We can be thankful that the weather was good, although the holiday was a little expensive.

C)The holiday should have been less expensive as we hardly had any nice weather.

D)Due to the poor weather, the price of the holiday should have been reduced.

E) Despite the favourable weather, we still paid too much for the holiday.

90. The fire must have been started on purpose; otherwise, it couldn't have caused so much damage.

A)Once the blaze had begun, it spread quickly and did a lot of damage.

B)If someone were to start a fire there, it could prove highly damaging.

C)No one can say for sure how the fire broke out, but the harm it did is obvious.

D)Seeing that it destroyed so many things, the fire can't have been accidental.

E) The fire might have been very serious if nobody had tried to prevent it.

ELS Q 139

91. Make sure you take your identification card with you, or you won't be able to enter the building.

A)Sadece kimlik kartı yanında olanların binaya girmelerine izin veriliyor.

B)Mutlaka kimlik kartını yanma al, yoksa binaya giremezsin.

C)Kimlik kartın yanında olsun, çünkü binaya girerken sorabilirler.

D)Binaya girebilmek için kimlik kartı göstermek gerektiğinden eminim.

E) Eminim kartını yanına almışsındır, çünkü girişte kimlik yoklaması yapıyorlar.

92. In order not to regret it later, you'd better consult a few more people before you make your decision.

A)Birkaç kişiye daha danışmadan karar verirsen, sonradan pişman olabilirsin.

B)Kararını vermeden önce birkaç kişiye daha danışsaydın, sonradan pişman olmazdın.

C)Daha sonra pişman olmak istemiyorsan, birkaç kişiye daha danışmadan sakın karar verme.

D)Birkaç kişiye danışırsan daha iyi karar verebilirsin ve böylece sonradan pişmanlık duymazsın.

E) Sonradan pişman olmamak için, kararını vermeden önce birkaç kişiye daha danışsan iyi olur.

93. By making a much simpler explanation, you could have prevented any

misunderstanding.

A)Herhangi bir yanlış anlamaya neden olmamak için çok daha basit bir açıklama yapman gerekirdi.

B)Açıklamalarını daha basit bir dille yaparsan, herhangi bir yanlış anlamayı önlersin.

C)Çok daha basit bir açıklama yaparak herhangi bir yanlış anlamayı

önleyebilirdin.

D)Daha basit açıklamalar yapsaydın bile yanlış anlamayı önleyemeyebilirdin.

E) Herhangi bir yanlış anlamayı ancak basit bir dille açıklama yaparak önleyebildin.

94. Robert E. Peary, the first man to reach the North Pole, was only able to achieve this aim, which took him eighteen years, on his eighth attempt.

A)On sekiz yıl süren bir uğraşıdan sonra Robert E. Peary, sekizinci

denemesinde, Kuzey Kutbu'na ilk ulaşan kişi unvanını almıştır.

B)Sekizinci denemesinde Kuzey Kutbu'na ilk giden kişi olmayı başaran Robert E. Peary, bunun için tam on sekiz yıl uğraşmıştır.

C)Robert E. Peary, on sekiz yıl süren bir uğraşıdan sonra, sekizinci

denemesinde Kuzey Kutbu'na ulaşmayı başarmıştır.

D)Kuzey Kutbu'na ilk giden kişi olan Robert E. Peary, on sekiz yılını alan bu amacına, ancak sekizinci denemesinde ulaşabilmiştir.

E) Robert E. Peary, Kuzey Kutbu'na giden ilk kişi olma amacına ulaşmak için on sekiz yıl uğraşmış, ancak bunu sekizinci denemesinde başarabilmiştir.

95. We must all contribute to the fight against erosion so as to prevent the earth from becoming a naked planet.

A)Dünyanın çıplak bir gezegene dönüşmesini önlemek için hepimiz erozyona karşı mücadeleye katkıda bulunmalıyız.

B)Erozyona karşı mücadelede herkes yer almadıkça dünyanın çıplak bir

gezegene dönüşmesini önleyemeyiz.

C)Hepimiz erozyona karşı sürdürülen mücadeleye katkıda bulunursak, dünyanın çıplak bir gezegene dönüşmesini önleriz.

D)Şunu bilmeliyiz ki dünyanın çıplak bir gezegene dönüşmemesi, hepimizin erozyonla mücadelede yer almasına bağlıdır.

E) Dünyamızı çıplak bir gezegene dönüştürmek üzere olan erozyona karşı hepimiz mücadele etmeliyiz.

96. We have to obtain all the members' approval in order to be able to alter any term in the agreement.

A)Üyelerin tamamının onayını almadan sözleşmenin hiçbir maddesini

değiştirenleyiz.

B)Sözleşmenin herhangi bir maddesini değiştirebilmek için bütün üyelerin onayını almak zorundayız.

C)Ancak bütün üyeler onay verirse sözleşmenin herhangi bir maddesinde değişiklik yapabiliriz.

D)Sözleşme maddelerinde bir değişiklik yapabilmek için üyelerin hepsinin onayı gerekmektedir.

E) Sözleşmenin maddelerinde değişiklik yapabilmek için bütün üyelerle görüşmek zorunda kalacağız.

140 D ELS

97. There are so many dally activities we simply do through habit that we don't even need to think when performing them.

A)Bir gün içerisinde yapmak zorunda olduğumuz o kadar çok iş var ki, bunların hepsini düşünerek yapmamız mümkün değil.

B)Günlük yaşamımızda sürekli yaptığımız, bu yüzden de alışkanlık halini almış pek çok işimizin olduğunu çoğu zaman düşünmeyiz bile.

C)Sadece alışkanlıktan dolayı yaptığımız o kadar çok günlük iş var ki, bunları yaparken düşünmeye bile gerek duymayız.

D)Günlük yaşamda yaptığımız işlerin çoğu, düşünmemizi bile

gerektirmeyen, basit, alışkanlık halini almış işlerdir.

E) Yapmak zorunda olduğumuz günlük işlerimizin çoğunu, alışkanlık halini aldıkları için, hiç düşünmeden yapanz.

98. If society allows the cloning of people, it has to bear the consequences It will produce.

A)İnsanların kopyalanmasına izin verilirse, toplumun kaldıramayacağı sonuçlar ortaya çıkar.

B)İnsanların kopyalanması, toplumda çok büyük karışıklıklara yol açacaktır.

C)Kopyasının üretilmesine izin veren birinin, toplumun göstereceği tepkiye karşı hazırlıklı olması gerekir.

D)İnsanların kopyasının üretilmesi toplumun rızasıyla olmalıdır, çünkü sonuçlarına katlanmak zorunda olan odur.

E) Eğer toplum insanların kopyalanmasına izin verirse, onun doğuracağı

sonuçlara katlanmak zorundadır.

99. I Intend to prepare my graduation thesis on childhood Illnesses that may leave permanent effects.

A) Sanırım mezuniyet tezimin konusu, kalıcı etkiler bırakabilen çocuk hastalıkları olacak.

B)Mezun olmadan önce, kalıcı etkiler bırakabilen çocuk hastalıkları üzerine bir tez hazırlamak istiyorum.

C)Mezun olmak için hazırlayacağım tezin konusunu, kalıcı etkiler bırakabilen çocuk hastalıkları olarak belirledim.

D)Mezuniyet tezimi, kalıcı etkiler bırakabilen çocuk hastalıkları üzerine hazırlamak niyetindeyim.

E) Niyetim, kalıcı etkiler bırakan çocuk hastalıklarını, mezuniyet tezimin konusu olarak kullanmak.

100. The Inspectors concluded that the fire might have resulted from a cigarette butt that had not been extinguished properly.

A)Müfettişlerin tahminine göre yangın iyi söndürülmemiş bir sigara

izmaritinden kaynaklandı.

B)Müfettişler yangını iyice

söndürülmemiş bir sigara izmaritinin başlattığına inanıyorlar.

C)Müfettişlerin vardığı sonuca göre, yangını iyice söndürülmeden atılmış bir sigara izmariti başlattı.

D)Müfettişler yangının tam olarak söndürülmemiş bir sigara

izmaritinden kaynaklanmış olabileceği sonucuna vardılar.

E) Müfettişler yangının çıkış nedeninin söndürülmeden atılmış bir sigara olabileceğini düşünüyorlar.

101. Benden yazmamı istediğin raporun günlerce sürebileceğinin farkındasın değil mi?

A)You're aware that the report you've asked me to write might take days, aren't you?

B)Do you know that this report may take me days to write?

C)Are you sure the report I'll write will take so many days?

D)Aren't you aware that the report I've been asked to write could take days?

E) You don't realize that I may have to spend days on this report, do you?

ELS Q 141

102. Görüşmelerden olumlu sonuç çıkmayacağını bildiğimiz halde toplantılara katılmak zorundayız.

A)We know that we can't get a positive result from the negotiations, but we'll still attend the meeting.

B)There's no point in our attending the meetings when we all know that the outcome of the negotiations will be negative.

C)In order to get positive results from the negotiations, we'll all have to attend the meetings.

D)We're going to attend the meetings in the hope that some positive results can be reached during the

negotiations.

E) We have to attend the meetings even though we know that no positive results will come out of the negotiations.

103. Çevrenizdeki insanlarla sürekli bir uyum içerisinde yaşamanız mümkün değildir.

A)It doesn't seem possible to me that you can live in harmony with others forever.

B)You can't possibly be in complete harmony with those people around you.C)It's impossible to have harmonious relations with all of the people around you.D)It's not possible to live in constant harmony with the people around you.

E) Maintaining harmonious relations with all of the people around you is impossible.

104. Mesleğiniz ne olursa olsun, en azından kendi alanınızdaki gelişmelere ayak uydurabilmek için düzenli olarak okumanız gerekmektedir.

A)Regular reading is a necessity no matter what your profession is;

otherwise, you'll fall behind with the latest developments.

B)Regardless of your profession, reading the new publications in your own field will enable you to catch up with the latest developments.

C)Depending on your profession, you may need to follow the new

publications regularly so as to learn of the latest developments in your field.

D)It's necessary to read every new publication in your field if you're aiming to advance in your profession.

E) Whatever your profession is, you should read regularly to keep pace at least with the developments in your own field.

142 Q ELS

105. Bu uzman raporu iddialarımızın ;

doğruluğuyla ilgili duyabileceğiniz tüm kuşkulan ortadan kaldıracaktır.

A)This report by the experts indicates that your doubts as to whether our claims are true or not are totally needless.

B)We claim that this testimony by an expert will eliminate any doubts you are likely to have about our product.

C)This expert testimony will dispel all the doubts you may have about the truth of our claims.

D)There's no doubt that this expert report is reliable enough to convince you of the truth of our claims.

E) After you've read this expert testimony, you'll become convinced that our claims are true.

106. Vahşi hayvanları kapalı yerlerde izlemek yerine kendi doğal ortamlarında izlemeyi tercih ederim.

A)I find watching wild animals in their natural habitats far more exciting than watching them in captivity.

B)I believe that wild animals should be left in their natural habitats rather than kept in enclosures.

C)I would rather observe wild animals in their natural habitats than in

enclosures.

D)Instead of seeing wild animals in captivity, I'd like to see them in their natural habitats.

E) I'd prefer wild animals to roam in their natural habitats rather than be kept in enclosures.

107. Grip salgını yüzünden büroda çok az eleman olmasına rağmen, fazla mesai yaparak yeni siparişlerin hepsini karşılayabildik.

A)Although there were few employees at the office due to the flu epidemic, by working overtime, we were able to meet all the new orders.

B)Despite the flu epidemic, which meant fewer employees at the office, we

eventually delivered all the new orders by working overtime.

C)With the employees present at the office, we managed to send out all the new orders despite the flu epidemic, but we had to work overtime.

D)While several employees were absent due to the flu epidemic, the remaining staff worked overtime to ensure that all the new orders were met.

E) Despite having fewer employees than normal at work due to the flu epidemic, the company was able to meet all its new orders.

108. Büyükannem balkona serpiştirdiği ekmek kırıntılarını yiyen kuşları izlemekten büyük zevk alırdı.

A)My grandmother used to scatter bread crumbs on the balcony and, with great pleasure, watch the birds eating them.

B)My grandmother used to derive great pleasure from watching birds eating the bread crumbs she'd scattered on the balcony.

C)Scattering bread crumbs on the balcony and watching birds eating them were the things that gave my grandmother the greatest pleasure.

D)It was a great pleasure for my grandmother to scatter bread crumbs on the balcony and then watch birds happily eating them.

E) Birds often used to come to my

In document els gramer kitap (Page 149-153)